İsrail'e destek Beyaz Saray'ın merakı olsa da Amerikalıları bezdirmiş olabilir
Ortadoğu’ya baktığımızda bugünü anlamak için geçmişi dışarıda bırakmak mümkün değil. 1948’den bu yana İsrail’in güvenlik politikaları etrafında şekillenen çatışmalar, Arap–İsrail savaşlarından Lübnan müdahalelerine, Filistin meselesinden bugünkü Gazze yıkımına kadar uzanan kesintisiz bir gerilim hattı oluşturdu. Bu hat yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda küresel ekonomi üzerinde sürekli maliyet üreten bir mekanizma haline geldi.
Bugün Gazze’de ortaya çıkan tablo, bu sürecin en ağır halkalarından biri. On binlerce can kaybı, büyük ölçüde yok olmuş altyapı ve 20–30 milyar doları bulan ekonomik zarar. Lübnan’da ise yıllardır biriken krizler, tekrar eden çatışmalarla birleşince ekonomiyi yüzde 40’tan fazla daraltmış durumda. Ancak bu kayıpların asıl önemi, bölgeyle sınırlı kalmaması. Çünkü Ortadoğu, dünya enerji sisteminin kalbi ve burada yaşanan her kırılma, küresel ekonomiye doğrudan yansıyor.
ORTADOĞU’DA SAVAŞ, DÜNYADA ENFLASYON DEMEK
1973 petrol krizinden bugüne kadar değişmeyen bir gerçek var: Ortadoğu'da savaş varsa, dünyada enflasyon vardır. Bölgedeki risk arttıkça petrol fiyatı yükseliyor; petrol yükseldikçe üretim maliyetleri, taşımacılık giderleri ve gıda fiyatları artıyor. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın küresel enflasyonu yaklaşık 0,3–0,5 puan yukarı çektiğine dair güçlü ampirik çalışmalar var. Bu da dünya ekonomisi ölçeğinde trilyon dolarlık refah kaybı anlamına geliyor.
Tam bu noktada sorunun merkezine geliyoruz: ABD’nin İsrail’e verdiği destek bu maliyete değiyor mu?
ABD’nin İsrail’e sağladığı yıllık 3–4 milyar dolarlık askeri yardım, işin yalnızca görünen kısmı. Asıl maliyet, bu desteğin yarattığı jeopolitik zincirleme etkilerde ortaya çıkıyor. Irak ve Afganistan savaşlarının toplam maliyetinin 5–6 trilyon doları bulduğu düşünüldüğünde, Ortadoğu’daki angajmanın ABD bütçesi üzerindeki yükü açıkça görülüyor. Bugün petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine yönelmesi, ABD’de enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor; Fed'in faiz indirimlerini geciktiriyor ve büyüme üzerinde baskı oluşturuyor.
Bu maliyet yalnızca makro düzeyde kalmıyor. Enerji fiyatlarındaki artış doğrudan Amerikan tüketicisinin cebine yansıyor. Benzin fiyatı yükseldiğinde, lojistik........
