menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Zümrüdüanka kuşu: Semiha Berksoy

7 0
25.01.2026

Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy’un resimlerinden, filmlerinden ve öykülerinden oluşan bir sergi açıldı. İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde açılan sergi tam da Berksoy’a yakışır bir biçimde ‘Tüm Renklerin Aryası’ adını taşıyor.

Rengarenk, sıra dışı, kabına sığmayan bir sanatçı Semiha Berksoy. Renkli dünyasının ardında annesiyle olan ilişkisinin payı büyük. “Şarkıyı, oyunu, resmi, heykeli annem Fatma Saime Hanımefendiden 4 yaşımdan başlayarak görmüşüm. Anneciğim çok güzel bir kadındı ve şıktı. Her sabah demir saç maşasını ısıtarak saçlarına bukleler yapar, tırnaklarını açık pembe bir pudrayla ve güderiden bir fırçayla parlatırdı. Elbiselerinin modellerini kendi çizer, kendi dikerdi. Sesi gayet ince ve ahenktardı. Bugün hâlâ bana Semiha diye seslenişi kulaklarımda çınlıyor” diye anlatır annesini Semiha Berksoy.

“Bir gün annem beni karşısına aldı, bir şarkıyı teganni ederek gösterdi. Ben de aynı şeyi yaptım ve karşılıklı oynadık. Diyebilirim ki bu benim operaya ilk adımımdı, çünkü opera, şarkı ve oyunla anlatılan bir dramdır. Resim yapmasını da bana annem öğretti. Şiir ve şarkı söylemesini de ondan öğrendim. Bugün annemden elimde kalan oyun onun yaptığı bir tablo ve benim başımdan geçen dünya çapındaki bir sanat yaşamıdır.” Sanatla olan bağını annesiyle kuran Semiha Berksoy’un hemen hemen pek çok resminde Fatma Saime Hanım çıkar karşımıza. Ressam ve heykeltıraş olan Fatma Saime Hanım, 1918 yılında henüz 27 yaşında gencecik bir kadınken üstelik ikinci bebeğine hamileyken İspanyol gribinden yaşamını yitirir. Annesi öldüğünde Semiha sekiz yaşındadır. Bu erken kayıp sanatçının yaşamında derin izler bırakır.

Annesinin kaybının ardından Semiha, amcası Basri Cenap Bey’le Boğaz’da büyük bir evde yaşamaya başlar. Fakat kısa bir süre sonra da amcası veremden ölür. Dikmen Gürün, ‘Ateş Kuşu Semiha Berksoy’ kitabında amcasının ölümünün ardından Semiha Berksoy’un kendisini adeta kocaman bir ormanın içinde kaybolmuş gibi hissettiğini yazar ve küçük Semiha’nın amcasıyla ilgili yazdığı şiirine yer verir. Şiirin son mısralarında Berksoy, “… O zaman ben boynu bükük / Bir çocuktum ne bilecek / Fakat bazen bir mahzunluk / Çöker üstüme ağlardım” diyecektir. Babası Ziya Cenap Bey, eşinin ölümünün ardından üç ay sonra başka biriyle evlenir. Babasının evlendiği genç kız Semiha’ya kucak açar. Ancak annesinin yerini kimse dolduramaz. Tablolarında anne ve çocuk arasındaki rol değişimini de görürüz. Anne küçük bir çocuk, Semiha ise genç bir kadındır. Resimlerindeki renkler kadar hüzün de çarpıcıdır. Aslında hüznünün tüm o renklerin arkasına saklandığını da söyleyebiliriz.

Sergideki önemli........

© Gazete Pencere