menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yok olan bir balığın öyküsü

9 0
saturday

Büyük balıkçı tekneleriyle av sezonu 1 Eylül’de başlıyor. Yani devasa gırgır ağlarıyla donatılan okyanus tipi tekneler, kıyıdan topu topu üç mil açıkta daha çok minareyi kaybetmeden(!) palamut, hamsi, lüfer ve çeşitlerini avlayacaklar. İlk sırada palamut var.

Daha önce uskumru da vardı ama o bitti. Bu yazı biraz da uskumru üzerinedir (Kolyoz ile karıştırmayalım).

Uskumru çok değil; 50 yıl önce denizlerin, özellikle de İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nin simge balıklarından biriydi. Yeni nesil bilmez ama eskiden bakkallar bile kurutulmuş uskumru; yani “çiroz” satarlardı.

Burada; denizlerimizin ve balıkçılığımızın ilk kitabını yazan Karakin Deveciyan’dan bahsetmemizin tam sırası. Bolluğundan balıkçıları şaşırtan uskumru için Deveciyan şunları yazmış; “Sırtındaki koyu mavi-yeşil hareler ve gümüşi karnı ile uskumru, son derece estetik ve hareketli bir balıktır. Durmaksızın........

© Gazete Pencere