menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortaylı’nın ardından…

93 0
18.03.2026

Yaşayan varlıklarının kıymetini bilmeyen, ortada olan konuları dahi yakışıksız bir tarafgirlikle sulandıran, ifrat ile tefrit arasında bir yerde buluşmak gibi bir derdi olmayan; ya göklere çıkaran ya da yerin dibine sokan bir toplumuz. Belki de toplumun entelektüeli ile vasatının kesiştiği nadir noktalar bu hasletlerdir. İlber Ortaylı’nın arkasından da bu hasletleri en keskin hatları ile ortaya çıkaran bir didişme aldı yürüdü... İktidar cenahından çıkan çatlak sesler rahatsız edici olsa da taraf olmanın gereği gibi görülerek ciddiye alınmayabilir. Ama özellikle aydın geçinen birilerinin, merhumun bedeni toprağa girmeden başlattıkları linç çok üzücü ve yakışıksız. Bu çok bilmiş zevat, senelerdir toplumda karşılık bulamamalarının nedenini bir kere olsun düşünmüş olsalar, bu hatalara düşmez; meseleyi entelektüel fikir teatisi ölçeğinde ele almak üzere biraz sabrederlerdi.

İlber Ortaylı, okuma alışkanlığının olmadığı, tarih merakının söylentilerle tatmin edildiği bir toplumda karşılık bulmuş; her kelamı tartışma yaratmış, alanı dışında konularda söyledikleriyle de etkili olmuş birisiydi. Yaşama dair anekdotlardan oluşan, “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabında entelektüeli, “Üzerine vazife olmayan işlerle ilgilenen, kendi uzmanlık alanının dışına çıkıp farklı disiplinleri derinlemesine öğrenen kişi” şeklinde tanımlıyor. Bu tanıma itiraz edenin çıkacağını sanmıyorum. Ortaylı’nın yaşam pratiği dikkate alındığında, bu söylediklerinin hakkını vermeye çalıştığına da şahidiz.

Her konuda fikir beyan etme cüreti gösteren, tabir-i caizse çok konuşan bir........

© Gazete Pencere