Siyasetin sis ustası
Onu tanıyanlar benzer cümleleri kuruyor: “Sizi dinler, ne derseniz dinler. Siz konuşurken araya girmez, söylediklerinizi not alır, yazar. Sonra o notlar ne olur, bilinmez. Zira söylediğiniz, sunduğunuz hiçbir fikir ya da projenin hayata geçtiğine dair bir şey görmezsiniz. Reddedildiğini de duymazsınız!”
Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyorum.
Kendisini tanımamakla birlikte ortaya serdiği örüntüden onun olası karakteriyle ilgili bir şeyler söyleyeceğim. Öznel (sübjektif) mi oldum nesnel (objektif) mi, siz karar verin.
Bir kere uzlaşmazlık halinde açık kavga yerine çevresini kullanır. Saldırıyı oralardan yapar yani. Mesela birilerinin ortaya attığı iddiaya sessiz kalabilir. “Ben böyle düşünmüyorum ama halkın da bazı soruları var”, der. Böylece taşı atar, elini saklar, Kemal bey.
En büyük silahı belirsizlik olur. Parti içinde kimi desteklediğini, kime arka çıktığını son ana kadar söylemeyebilir. Diyelim bir kişiye güven gösterdiği halde başka bir ismi öne çıkarır. Çünkü kimsenin tam olarak nerede durduğunu bilmesini istemez. Bu durum parti içinde sürekli bir tetikte olma hali yaratır tabii.
Kemal beyin........
