menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PISA Aynası: Gerçek Başarı mı, Gösteriş Siyaseti mi?

11 0
19.09.2026

PISA 2025 sonuçları açıklandığında Türkiye’nin fen, okuma ve matematik alanlarının tamamında puanını yükseltmesi doğal olarak çoğumuzu sevindirdi. Ancak ilk sevincin ardından bu yükselişin nasıl gerçekleştiğine ilişkin tartışmalar da başladı. Bir taraf eğitimde sorunların çözüldüğünü ilan ederken diğer taraf sonuçları bütünüyle göz boyama olarak değerlendirdi.

Oysa çocukların geleceğini ilgilendiren böyle önemli bir mesele iki siyasi sloganın arasına sıkıştırılamaz. Ortada ne sorunlarımızı çözdüğümüzü gösteren mucizevi bir zafer var ne de görmezden gelinebilecek kadar önemsiz bir ilerleme. Rakamların hakkını vermek kadar, o rakamların nasıl ortaya çıktığını sormak da gerekiyor.

Türkiye, PISA 2025’te fen bilimlerinde 494, okumada 472, matematikte 462 puan aldı. OECD ortalaması aynı alanlarda sırasıyla 482, 461 ve 463 olarak açıklandı. Türkiye, 2022’ye göre fende 18, okumada 16, matematikte 8 puan yükseldi. Birçok ülkede öğrenci başarısının gerilediği bir dönemde üç alanda birden puan artırmak küçümsenecek bir gelişme değil.

Üstelik bu yükseliş bir gecede ortaya çıkmadı. 2003’te fen bilimlerinde 434 olan puan 494’e, matematikte 423 olan puan 462’ye, okumada 441 olan puan ise 472’ye çıktı.

Bu tabloda Millî Eğitim Bakanlığının ölçme ve değerlendirme alanında yıllar içinde oluşturduğu birikimin; öğretmenlerin soru hazırlama süreçlerine daha fazla katılmasının, beceri temelli soruların yaygınlaşmasının ve Bakanlığın örnek sorularının belirleyici hâle gelmesinin payı var.

Fakat bütün teknik açıklamaların önünde sınıftaki emek duruyor. Kalabalık sınıflarda, eksik materyallerle ve sürekli değişen kararlarla uğraşarak çocukları geleceğe hazırlayan öğretmenlerin emeği hiçbir iktidarın başarı hanesine sığdırılamaz. Geçim sıkıntısına rağmen çocuklarının eğitimi için kendi ihtiyaçlarından vazgeçen ailelerin fedakârlığını da unutmamak gerekir.

Yine de “OECD ortalamasını geçtik” deyip meseleyi kapatamayız. Türkiye’nin yükseldiği dönemde OECD ortalamaları fen bilimlerinde 3, okumada 14, matematikte 9 puan geriledi. Türkiye gerçekten ilerledi ancak sıralamadaki yükselişin bir bölümünde diğer ülkelerin kaybının da payı var. Gerileyen bir ortalamayı aşmak önemlidir ancak bunu varılması gereken hedef gibi sunmak da doğru değildir.

Asıl tartışma ise sonuçların ardından gündeme gelen “özel hazırlık” iddialarıyla başladı. PISA, 15 yaşındaki çocukların okulda öğrendiklerini gerçek hayatta ne ölçüde kullanabildiğini görmeyi ve ülkenin eğitim sistemi hakkında genel bir........

© Gazete Pencere