KİMLİĞİ OLMAYANIN KİŞİLİĞİ OLMAZ
Vakt-i zamanında, bir hocamız şöyle derdi: Kişinin kıymeti kameti kadardır. Gerçekten tarihi bir cümle. Bir insanın şayet, Tevhid-i bir duruşu, kameti yoksa; onun savundukları da beyhudedir.
Ey kardeşim bil ki, her insan fıtri olarak, masum bir şekilde doğup dünyaya gelir. Bidayette, insan; tabi olduğu ırkı, yaşadığı coğrafya, mizacı, mezhebi, meşrebi, tabiiyeti; onun tercihi sonucunda meydana gelmiş olan şeyler değildir.
Dolayısıyla, insanlar iki zümre olarak tanımlanır ve her zümrenin de idealini temsil eden birer kimliği ve kişiliği vardır!. Öncelikle her müslümanın tek bir kimliği vardır ve bu kimliğin ismi de İslam’i kimliktir.
Müslüman’ın tabi olduğu mezhebi, meşrebi ve intisap ettiği tarikatı onun üstkimliği asla değil, alt kimliğidir. Yaşadığımız coğrafyada, son yüz yıllık tarihi sürece baktığımızda; dışarıdan ithal edilen ideolojik ve felsefi kuruntuların mimarları;(istisnalar olmak kaydıyla) insanları batıl ideolojilerle formatladığı malumdur. Ve bu yanlış formatlama sonucunda; başta ırkçılık olmak üzere, beşeri ve batıl ideolojilerin birçok hurafeleri, insanlara kurtuluş kapıları olarak sunuldu. Cumhuriyetle birlikte, gelişen ulus, ve Kavmiyetçilik/milliyetçilik fikri/ideali sonucunda, tektip toplum oluşturma gayreti, insanlara dayatılmaya çalışıldı. Bu batıl fikirlere karşı çıkan erdemli insanlar ise, yasalarla korunan ve resmileştirilen Kemalizm ideolojisi havarileri tarafından, potansiyel suçlu olarak ilan edilip, takibe alındılar, ipe götürüldüler, sürgüne sevkedildiler vs.
Devleti ellerine geçiren dönemin devrim yobazları; kendileri gibi giyinmeyen, kendileri,gibi düşünmeyen, kendileri gibi konuşmayanları, gericilikle, yobazlıkla, devlet haini gibi........
