menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ŞİDDETİN ADRESİ YOK, SESSİZLİĞİN VAR

13 0
20.01.2026

(URFA’DAN YÜKSELEN BİR ÇIĞLIK)

Şanlıurfa’da bir kadın şiddete maruz kaldı. Adı Fatma Çakmak.

Yaşadığı darp olayı kısa sürede haber oldu, sosyal medyada paylaşıldı ve konuşuldu. Birkaç günlüğüne. Sonra ne olacak biliyor musunuz? Her zamanki gibi sessizlik çökecek. Oysa bu mesele ne bir isimden ibaret ne de tek bir şehirle sınırlı.

Ne doğusu var ne batısı, ne büyükşehri var ne taşrası. Bu mesele, coğrafyadan bağımsız bir insanlık sorunu. Ama sessizliğin adresi var: Evlerin içi, kapalı kapılar, “aile meselesi” denilerek geçiştirilen hayatlar, görüp susanlar, duyup karışmayanlar ve her defasında “bize dokunmuyor” diyerek sırtını dönenler.

Şiddet sadece uygulandığı anda değil, görmezden gelindiğinde de büyür. Unutulduğunda derinleşir. Normalleştiğinde ise sıradanlaşır.

ŞİDDET SADECE GÖRÜNEN İZLERDEN İBARET DEĞİL

Şiddet çoğu zaman vücutta oluşan morluklarla, kırıklarla anılır. Fatma Çakmak’ın yaşadıklarında olduğu gibi… Yüzündeki morluklar, çizikler ve şişlikler hafızalara kazındı. Oysa bilinenin aksine, en derin yaralar bedende değil, zihinde açılır. Psikolojik şiddet; küçümseyen bakışlarda, susturulan cümlelerde, değersiz hissettiren sözlerde gizlidir. Fiziksel iz bırakmaz ama insanın kendine olan inancını adım adım aşındırır.

Urfa’nın güçlü kültüründe yer alan ‘sabır’ ve ‘ayıp’ kavramları, şiddeti değil; aslında merhameti ve sahip çıkmayı anlatır.

Şanlıurfa, köklü yapısı ve güçlü aile bağlarıyla bilinen bir şehir. Tam da bu yüzden, yaşanan her olay yalnızca bireysel bir hikâye olarak değil, toplumun vicdanında karşılık bulan bir meseleye dönüşüyor tıpkı bu olayda olduğu gibi. Bu şehir, yalnızca gelenekleriyle değil; zor zamanlarda ortaya çıkan sağduyusu ve dayanışma kültürüyle de anılmalı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise, şiddetin bir öfke anı olmadığı bir kontrol biçimi olduğudur.

Ve en........

© Gazete İpekyol