ANLAMAK
Köken olarak nereye dayandığının çok da önemli olmadığını düşündüğüm ancak yine de ifade etmekte fayda bulduğum “ANLAMAK” kelimesi “An” (Hafıza, Hatırlamak, Anı) gibi manalara gelmektedir.
Son zamanlarda bu kelimeyle hepimizin sanki kanlı bıçaklı gibi olduğumuz aklıma geldi. Günün sıcak saatlerinde durakta bekleyip halk otobüsüne binince yüzü sirke satan şoförden tutunda büfede bir şeyler alacakken aklı bir karış havada olan çalışan, gecesini gündüzüne katıp kendinden ve çevresinden ödün verip bir şeyleri başarmak için mücadele edeninden tutunda daha nice örnek vereceğim olguların en temel ihtiyacı anlaşılmaktır.
Ben bu durumun temelini sosyal medya ve teknolojinin yaratmış olduğu zihinsel tutsaklığa yormaktayım. Toplum olarak telefonun yaratmış olduğu zihinsel bulanıklık ve dikkatsizlikten midir bilinmez paragraf sorularını bile üç dört defa okumamıza rağmen kaçıran bir millet olmamızın temelinde yatan sorun aynıdır.
B12 eksikliğimizden mi ya da karakter bozukluğumuzdan mıdır bilmem lakin toplum olarak birbirimizi bir türlü anlayamadık. Ya da anlamak istemedik.
Başkasını anlamak istemiyoruz!
Başkasına anlam vermek istemiyoruz.
Mevlana’nın tabiriyle anlattıklarınız başkalarının sizi anladığı kadardır. Bundan mı insanlar birbirini anlamak istememektedir? Bundan mıdır insanların başkalarına bir........
