KADIN VE SAHTE ÖZGÜRLÜK
Kadının metalaştırılması denince çoğu zaman bütün oklar erkek egemen düzene, medyaya, reklamlara, moda sektörüne ve tüketim kültürüne çevriliyor. Elbette bunda büyük bir haklılık payı var. Çünkü kadın bedeni yıllardır bir satış aracına, bir vitrin unsuruna, bir dikkat nesnesine dönüştürülüyor. Ancak dürüst olmak gerekirse bugün gelinen noktada bu düzenin sürmesinde yalnızca dış güçlerin değil, kadınların bir kısmının da aktif katkısı var.
Bunu söylemek birçok kişiyi rahatsız edebilir. Çünkü çağımızda eleştiri yöneltmekten çok, alkışlamak makbul sayılıyor. Oysa insan, sadece maruz kalan değil, bazen maruz kaldığı düzenin gönüllü taşıyıcısı da olabilir. Modern kadın imajı tam da böyle bir çelişkiye hizmet ediyor.
Bugün sosyal medyada, günlük hayatta ve popüler kültürde karşımıza çıkan kadın profiline baktığımızda dikkat çekici bir tek tipleşme görüyoruz. Aynı yüz hatları, benzer estetik müdahaleler, şişirilmiş dudaklar, belirginleştirilmiş elmacık kemikleri, birbirine benzeyen beden algısı, aynı pozlar, aynı bakış, aynı giyim dili. “Kendin ol” sloganıyla ortaya çıkan bir çağın, herkesi birbirine benzetmesi ayrıca ironikleşiyor. Bireysellik söylemi yükselirken kişilik değil, kalıplaşmış bir vitrin kimliği çoğalıyor.
Üstelik bu yalnızca estetik........
