KENDİ VAZİFESİNİ BIRAKIP ALLAH’IN İŞİYLE MEŞGUL OLMAK
Bazı öğrenciler, tembellikten ya da başka bir sebepten ders çalışmak istemezler ama çalışmadıkları için bir boşluk hissettiklerinden içlerinde bir sıkıntı oluşur. Bu sıkıntıyı gidermek ve boşluğu doldurmak için, kendilerine bir fayda sağlamayan ders dışı boş işlere yönlenirler, onlarla vakitlerini geçirip zayi ederler. Öğretmenin verdiği ödevi yapmaz ve ders çalışmamış olurlar. Onların dersle hiç alakası olmayan faydasız işlerle uğraşıp vakitlerini boşa harcamaları, onları derslerinde başarılı kılmaz. Aynen bunun gibi bazı Müslümanlar da misaldeki tembel öğrenci gibi yükümlü oldukları farzları yerine getirmez ve Allah'ın haramlarından sakınmazlar. Bunun sonucunda içlerinde bir sıkıntı oluştuğu için o sıkıntıyı gidermek adına ve içlerindeki ibadet boşluğunu doldurmak için yükümlü olmadıkları işlere girişirler, hatta Allah'ın işine karışmaya başlarlar. Örneğin kaderi sorgularlar; geçimini sağlamak için çalışmanın da bir ibadet olduğunu savunurlar; hayvanların rızıklarıyla ilgilenirler. "Bu zavallılar aç kalıyor, onları doyurmak lazım. Bu da ibadettir, sevaptır." düşüncesiyle Rezzak-ı Hakiki'nin fiilini yapmaya talip olurlar. Bu durum açıkça, kendi vazifesini bırakıp Allah'ın işiyle meşgul olmaktan başka bir şey değildir. İnsanın vazifesi, israftan kaçınmaktır, çünkü israf haram kılınmıştır. Müsrif bazı insanlar, ihtiyaçtan fazla edindikleri yiyecekleri, kedi, köpek, kuş, börtü böcek gibi hayvanlara yedirerek hem bu hayvanların rızkında payları, emekleri olduğu havasına kapılırlar hem de israftan kurtulduklarını sanırlar. Oysa ihtiyaçtan fazla ise o zaten israf olmuştur, hayvanlara yedirmek, israftan kurtarmaz. Hayvanların, kuşların, böceklerin rızkını temin etmek Allah’ın işidir, Rezzak O’dur; insanların da hayvanların da rızkını veren O’dur.
Bazı kimseler de........
