menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yoksulluğu kaderleştiren düzen

25 0
22.08.2026

Yoksulluk bu ülkenin kaderi değildir. Açlık, işsizlik, güvencesizlik, borç batağı ve geçim sıkıntısı da kader değildir. Fakat yıllardır öyle bir düzen kuruluyor ki insanlara yaşadıkları yoksulluğun nedenini sorgulamak yerine, yoksulluğa razı olmaları öğretiliyor. İşçiye “şükret”, emekliye “idare et”, köylüye “sabret”, gence “iş bulursan çalış”, dar gelirliye “haline razı ol” deniliyor. Kısacası milyonlarca insanın sırtına yüklenen ekonomik ve sosyal sorunlar, birer kader gibi sunuluyor. Oysa kader diye anlatılan şeyin arkasında son derece somut tercihler var. Bir tarafta emeğiyle geçinen milyonlarca insan; diğer tarafta emeğin yarattığı değerden giderek daha fazla pay alan küçük bir sermaye çevresi… Bir tarafta ay sonunu getiremeyen işçi, emekli, köylü ve küçük esnaf; diğer tarafta servetine servet katanlar… Sorun insanların yeterince çalışmaması değil. Sorun, çalışmanın ve üretmenin yarattığı değerin adil paylaşılmamasıdır. Bir işçi sabahın karanlığında fabrikaya gidiyor, akşam yorgun argın evine dönüyor. Üretiyor, fakat ürettiği değerin karşılığını alamıyor. Bir köylü toprağını ekiyor, alın terini döküyor, fakat ürününü maliyetinin üzerinde satamıyor. Emekli yıllarca çalışıyor, prim ödüyor, fakat yaşamının geri kalanında insanca yaşayabileceği bir gelirden mahrum bırakılıyor. Peki bütün bunlar neden oluyor? Çünkü düzenin temelinde insanın........

© Gazete Gerçek