Tekstil işçisi Ayşe'nin yoksulluk öyküsü
Ayşe her sabah gün doğmadan kalkardı. Mutfağın ışığını yakmadan önce sessizce ocağın başına geçer, bir bardak çay koyardı kendisine. Çocuklar uyanmasın diye ayaklarının ucuna basarak hazırlanır, evden çıkarken masanın üzerine birkaç dilim ekmek bırakırdı. Tekstil fabrikasına yetişmesi gerekiyordu. Ayşe’nin elleri yıllardır kumaşların arasında çalışıyordu. Gün boyu makinenin başında oturuyor, gözlerini kumaştan ayırmadan dikiş dikiyordu. Akşam olduğunda sırtı ağrıyor, elleri uyuşuyor, ayakları şişiyordu. Ama Ayşe’nin asıl yorgunluğu bedeninde değildi. Cebindeydi. Aldığı ücret evin kirasına, mutfak masrafına, çocukların okul ihtiyaçlarına yetmiyordu. Bir de aylardır ödenmeyen sosyal hakları vardı. Her ay biraz daha borçlanıyor, her ay biraz daha eksiliyordu hayatından. Bir gün iş çıkışında arkadaşı sordu: “Nasıl geçiniyorsun Ayşe?” Ayşe gülümsedi. “Geçinemiyorum ki…........
