Emeklinin sesini duyan var mı?
Akşamüstü pazara giden yaşlı bir emekli görüyorum. Elinde küçük bir file… Tezgâhların önünden ağır ağır geçiyor. Domatesin kilosuna bakıyor, patlıcanın fiyatını soruyor, meyvenin etiketini inceliyor. Sonra başını öne eğip yürümeye devam ediyor. Çünkü bütçesi yetmiyor. Pazarın en iyisini değil, akşam saatlerinde geriye kalan ezik büzük meyve ve sebzeleri bekliyor. Belki birkaç lira daha ucuza alabilmek için… Kasap'a gidemiyor. Et almak artık onun için alışveriş değil, adeta bir hayal. Vitrindeki etlere bakıp fiyatını sormaya bile çekiniyor. Çünkü emekli biliyor; cebindeki para et almaya yetmeyecek. Peki bu insan kim? Yıllarca çalışan, üreten, vergi veren, bu ülkenin yollarında yürüyen, fabrikalarında, tarlalarında, okullarında, hastanelerinde, kamu kurumlarında ömrünü tüketen insan. Bugün ise hayatının en huzurlu olması........
