Çürüyoruz!
Ülkemde olup bitenleri izlerken içimde büyüyen bir endişe var. Sadece ekonominin, siyasetin ya da kurumların kötüye gidişinden söz etmiyorum. Daha derin, daha tehlikeli bir şey yaşanıyor: Toplumsal, siyasal ve ahlaki bir çürüme… Ve insan en çok da buna üzülüyor. Çünkü ekonomik krizler aşılabilir, iktidarlar değişebilir, yanlış politikalar düzeltilebilir. Ama toplumun adalet duygusu, birbirine olan güveni ve vicdanı aşınmaya başladığında, onarılması çok daha zor bir tablo ortaya çıkar. Bugün birbirimize güvenmekte zorlanıyoruz. İnsanlar hakkını aramaktan korkuyor, haksızlığa uğrayanın yanında durmak yerine “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı giderek yaygınlaşıyor. Komşumuzun, arkadaşımızın, meslektaşımızın başına gelen haksızlık karşısında susmayı tercih ediyoruz. Sessizlik, kötülüğün en büyük yardımcısıdır. Siyasal çürüme ise toplumun bütün damarlarına sirayet ediyor. Siyaset, halka hizmet etmenin aracı olmaktan çıkıp iktidar ve güç mücadelesinin merkezine yerleştiğinde, yurttaş da giderek siyasetin öznesi olmaktan çıkarılıyor. Eleştirmek........
