Patronun kapısına dayanmak!
Günümüzün Z kuşağı pek bilmez; Türkiye'de 12 Eylül öncesinde patronların karşısına dikilen güçlü bir işçi hareketi vardı.
İşçiler, sendikalarda, demokratik kitle örgütlerinde ve sosyalist partilerde örgütlenirler, her türlü işçi eylemine dayanışma içerisinde katılırlar ve patronlara ecel terleri döktürürlerdi.
12 Eylül askeri darbesi hepsinin üzerinden adeta silindir gibi ezip geçti. Sendikalar, siyasi partiler, örgütler, dernekler tarumar edildi. Yüzbinlerce insan gözaltına alındı, işkenceden geçirildi, yüzlercesi işkencede öldürüldü.
12 Eylül'ün sonrasında kabul edilen 1982 Anayasası'nda çalışma hayatı ve sendikalarla ilgili düzenlemeler, şimdiye kadar elde edilen bütün kazanımların ortadan kaldırılması anlamına geliyordu. Hala daha bu antidemokratik düzenlemeler hiç değiştirilmeden olduğu gibi devam ediyor.
Sendikasızlığa mahkum edilen binlerce işçi, günümüzde asgari ücrete talim eder vaziyette, gıkını bile çıkaramaz halde.
Ama artık, fındık kabuğuna sığmıyor. Son olarak MİGROS işçilerinin, şirketin patronu Tuncay Özilhan'ın İstanbul Beykoz’daki villasının önüne kadar dayanan eylemleri Türkiye'de bir şeylerin artık tahammül edilemez hale geldiğini de ortaya koyuyor.
Her ne kadar bu ülkede kolluk güçleri........
