menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İŞSİZLİK GERÇEKTEN DÜŞTÜ MÜ?

7 0
09.04.2026

TÜİK'in 31 Mart 2026 tarihinde açıklanan işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı 2026 yılı şubat ayında yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. 21 yılın en düşük rakamı olarak sunulan işsizlik oranındaki düşüşün hiç de işsizlikte gerçek bir düşüşü yansıtmıyor.

Çünkü manşet işsizlik oranındaki rekor düşüş görüntüsünün arkasında, ‘geniş tanımlı gerçek işsizlik’ oranında yüzde 30’a dayanan son derece kötü bir rekor var. TÜİK'in verilerinin detaylarını incelediğimizde ise; ‘dar tanımlı işsizlik’teki düşüş maalesef bir 'başarı hikayesi' değil, metodolojik bir illüzyondan ibaret görünüyor.  Şöyle ki iş bulma ümidini yitirenlerin istatistik dışı kalması, geniş tanımlı işsizlik ile dar tanımlı oran arasındaki makasın bu denli açılmasına neden oluyor.  Sokaktaki gerçekliği yansıtan asıl göstergenin atıl işgücü oranı olduğu bir kez daha anlaşılıyor.

Yine verileri incelediğinizde istihdamın artmadığını, çalışma hayatına katılımın tam aksine düştüğünü gösteriyor. İstihdam rakamlarında artmak bir yana, tam tersine 54 bin kişilik düşüş var. Ama istihdamda artış olan bir parça da var. Toplam istihdam 54 bin düşerken zamana bağlı eksik istihdamda 669 bin kişilik bir sıçrama olması.  'Zamana bağlı eksik istihdam'dakiler, haftada 40 saatin altında çalışan ve tam zamanlı bir iş bulsa ona geçmek isteyen kişilerden oluşuyor. Bu tür eğreti işlerde çalışanların toplam istihdamdaki payı yüzde 2 puan artarak yüzde 12,28’e çıkmış durumda. İşsiz sayısının ve işsizlik oranının düşmüş olmasının en önemli nedeni, nüfus artışına rağmen işgücü sayısının 200 bin düşmüş olması. İşsiz sayısı da işsizlik oranı da buna göre hesaplandığı için ikisinde de azalma varmış gibi gözüküyor.

TÜİK verilerinde asıl dikkatinizi çekmek istediğim bir ayrıntı daha var. ‘Çalışamaz halde hasta olanların sayısı’ndaki artış. Bu kategoride 1,36 milyonluk bir patlama söz konusu… Benim mantığım bu kadar rekor bir artışı anlayamadı, sizi bilmiyorum. Buna iş bulsa çalışmaya hazır ama umudu kalmadığı için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki 908 bin kişilik ve diğer nedenlerle iş aramayanların sayısındaki 819 bin kişilik sıçramayı ekleyince, TÜİK kağıt üstünde dengeyi sağlamış oluyor. Özetle; daha fazla insan çalışmıyor, aksine çalışan sayısı düşüyor.

İstihdam azalırken işsiz sayısı nasıl azalıyor?  Yanıt basit ama can yakıcı: İnsanların bir bölümü iş aramaktan vazgeçiyor, Kimisi umudunu kaybettiği için, kimisi sunulan ücretleri kabul etmediği için, kimisi de işten çıkarılıp artık sistemin dışında kaldığı için.  Sonuçta bu insanlar işsiz sayılmıyor; çünkü artık işgücünün parçası değiller. İşte işsizlik oranındaki “mucizevi” düşüşün sırrı bütün bunlarda yatıyor.  İşgücü küçülünce, pay daralıyor, pay daralınca da işsizlik oranı matematiksel olarak düşüyor. Yani ortada yeni işler, artan istihdam ya da güçlenen bir ekonomi yok, yalnızca istatistiklerin gösterdiği bir optik yanılsama var.

Üstelik bütün bunlara karşın geniş tanımlı işsizlik hâlâ yüzde 30 gibi son derecede yüksek bir düzeyde. Sadede geleyim; ekonomi, insanları istihdam ederek değil, onları sistemin dışına iterek başarı öyküsü yazamaz.  Oranlar güzelleşiyor olabilir ancak sokaktaki gerçeklik, tablonun son satırındaki o değişmeyen yüzde 30’luk geniş işsizlik oranında asılı kalmış durumda. Özetle istihdam ve işsizlik alanında hiç de parlak bir durum yok. İstihdam ayağında bir artış yok, üstelik istihdamın kalitesi giderek daha da bozuluyor.  İşsizlik ayağında ise gizli işsizleri de katınca gerçek işsizlik hızla artıyor. Manşet işsizlik oranı hesabındaki düşüş, asıl gerçeği görmemize engel olmamalı.  


© Gazete Gerçek