Adalete güvenmek!
Yeni adli yıl başladı. Yine kürsüler kurulacak, cübbeler giyilecek, “hukuk devleti”, “adalet”, “bağımsız yargı” ve “insan hakları” üzerine güzel cümleler kurulacak. Vatandaşın beklentisi ise “Adalete güvenmek!" İşte asıl mesele de bu. Çünkü adalet, devlet büyüklerinin konuşmalarında ne kadar güzel anlatılırsa anlatılsın, vatandaş onu mahkeme kapısında, kararda ve kendi hayatında görmek ister. Bir ülkede vatandaşın adalete güveni varsa devlet güçlüdür. Ama vatandaş “Ben haklıyım ama acaba hakkımı alabilir miyim?” diye düşünmeye başlamışsa, sorun artık yalnızca hukuk sisteminin değil, devletin temelinin sorunudur. Atalarımız boşuna söylememiş, “Adalet mülkün temelidir” diye. Temel çatladı mı, sarayın duvarlarını mermerle kaplamak binayı kurtarmaz. Türkiye’nin yeni adli yıldaki en büyük ihtiyacı da yeni yasalar kadar, hatta belki onlardan daha fazla, hukuka güveni yeniden inşa etmektir. Bunun yolu ise çok açık; Bağımsız hakim, tarafsız savcı ve özgür avukat. Etkili savunma, makul sürede sonuçlanan davalar, gerekçeli ve anlaşılabilir kararlar. Ve en önemlisi… Herkes için aynı hukuk! Çünkü hukuk, güçlüye başka, güçsüze başka çalışıyorsa hukuk........
