Göz göre göre iflas mı, hukuki sapma mı?
Son dönemde mahkeme salonlarında sıklıkla karşılaştığımız konkordato dosyaları, sadece finansal krizlerin değil, aynı zamanda yargı kararındaki derin hukuki ayrışmaların da aynası haline geldi. Geçtiğimiz günlerde önümüze düşen somut bir olay, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) ruhu ile Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) en temel ilkelerinden birini karşı karşıya getirdi. Mesele şu: Bir limited şirket, 100 milyon liralık ağır borç yükü altında İİK m. 285 kapsamında mahkemeye başvuruyor ve geçici mühlet alıyor. Şirketin tek ortağı olan Ahmet Bey de kendi şahsi varlıklarını ve 1 milyon liralık kredi kartı borcunu gerekçe göstererek aynı dosyada şahsen konkordato talebinde bulunuyor. Geçici mühlet sonunda mahkeme, şirket yönünden süreci 2 ay uzatırken, şahıs yönünden konkordato tedbirlerini şaşırtıcı bir gerekçeyle kaldırıyor. Mahkemeye göre borçlu şirket ortağı; şirketin borçlarına 100 milyon lira tutarında kefil olurken "basiretli bir iş adamı gibi" davranmamıştır. Üstelik şirketteki........
