Yapay gündemlerle toplumsal çürümeye doğru
Gündemin hızı içinde kendine yer bulamayan birçok önemli konu bir tsunami dalgasının içinde boğulup gidiyor. Gündeme her çekildiğimizde gelmekte olan faciaları gözden kaçırıyoruz. Gündemle o kadar meşgulüz ki esaretimiz için etrafımıza örülen devasa duvarları göremiyoruz. İnsanlığa bunu yapanlar 2-7 yaş arasındaki çocuklarda etkili olan çok bilinen bir yöntemi kullanıyorlar. (Tabi biraz daha komplike ve sosyolojik kuram haline dönüşmüş şeklini.) Çocuklar tehlikeli bir şeye yöneldiklerinde onları bu şeyden ayırmak için iki yöntem kullanırız. Birincisi renkli ve hareketli nesneleri onların gözünün önünde sallarız; parlak bir top, ışıklı bir oyuncak ya da renkli bir kitap sayfası olabilir. İkincisi şarkı söyler, tempo tutar, alkışlar ya da farklı bir ses tonu kullanırız. İki yolla da çocuğun dikkatini başka bir şeye yönlendiririz.
Amaç, hedef şaşırtarak çocuğun tehlikeli şeyle temasını kesebilmek. Çıkarları için bu yöntemi üzerimizde kullananlar, küçük bir çocuğu yönlendirir gibi dikkatimizi istedikleri yöne çekerek zihnimizi avuçlarının içine rahatlıkla alırlar. Bu olduğunda da asıl gündemin zerresi belleğimize dokunmadan arka fonda kaybolup gider.
Aslına bakılırsa bu vaziyet bilim insanlarının kadrajına epey bir zaman önce takılmış. Gündem Belirleme Kuramı (Agenda-Setting Theory)...1972 yılında Maxwell McCombs ve Donald Shaw tarafından ortaya atılan bu kuram, insanlara sürekli değişen başlıklarla "ne hakkında düşüneceklerinin" dikte edildiğini savunur. Toplumun tepki gösterebileceği önemli bir kriz veya yapısal bir sorun varken, yapay veya ikincil bir tartışma konusu ön plana çıkarılarak gündem kaydırma gerçekleştirilir. Toplum sürekli yeni uyaranlarla asıl soruna duyarsız hale getirilir. Bazı konular sürekli tekrar edilerek yahut üzerinde küçük değişiklikler........
