Kitaplar yok edilirken
Dünyada her şey hızla değişmeye başladı. Sanırım bu konuda herkesle hem fikiriz. Ayrıştığımız nokta şu olabilir; artık son dönemece gelindi. Hani kötü bir doğal felaket olur da evinizden alel acele bir şeyler alır çıkarsınız ya, sürdürdüğümüz hayatı bu ivedilikle tahliye etmemiz isteniyor. Sağlığımızı, çocuklarımızı, seyahat özgürlüğümüzü, nakit paramızı, yaşadığımız toprakları ve şehirleri, kültürümüzü, dostluk bağlarımızı, ailemizi, geleceğimizi…
Her şeyi; ama her şeyi. Yerine bizleri takibe alabilecekleri ve birer nesne haline getirebilecekleri teknolojiyi koyacaklar. Belli bir noktadan sonra da onlar ne isterse o olacak. Bu günlerin çok da uzak olmadığı aşikâr; çünkü etrafımızda çevirdikleri çarkı iyice hızlandırdılar. Onlar hızlandırdıkça bizler çarkın içinde koşuşumuzu süratlendirdik. Tek amacımız o çarkın dönüşüyle senkronize olmak. Bir cep telefonu alıyorsun, beş yıl sonra o telefona yeni bir kılıf almak istiyorsun, artık eski teknoloji olduğu için o kılıftan bulamayacağınızı size söylüyorlar. Bir teknolojiyi beş yıl bile kullandırmıyorlar size. Daha üst teknoloji dedikleri şey aslında sizin verilerinize daha kolay ulaşabilecekleri ve sizi daha iyi kontrol altına alabilecekleri bir cihaz. Şunu itiraf etmek gerekir ki şu an hiç kimse kullandığı akıllı cihazların bütün fonksiyonlarının ne olduğunu tam olarak bilmiyor. En önemli bilinmezlerden biri de bu teknolojinin, sonunda çipleri neremize takacağı. Şimdilik bize deli saçması gibi geledursun, zaman gösterir diyoruz ya, çok bir zaman kalmadı. Çünkü insanlığın büyük bir kısmı uyanmaya başladı, onların da zamanı daraldı. Büyük resim tam olarak görülmese de herkes bireysel hayatında bir şeylere zorlandığının gayet farkında. Bu uyanışın onlar için hiç de iyi sonuçları olmayacağını bildiklerinden el çabukluğunu hızlandırdılar. Şimdi de kitaplarımıza göz diktiler. Küreselden yerele doğru........
