menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hoşça kalın

17 0
13.03.2025

Ali Duran Topuz aradığında Mardin'de, baba evindeydim. Hem Sur'daki çatışmaların travmasını, acısını sağaltmaya çalışıyordum hem de (telifli işlerin istikrarı ve güvencesi olmadığı için) yeni bir iş bulmak umuduyla, İstanbul'a mı dönsem, diye düşünüyordum.

Ali Duran Topuz sözü hiç uzatmadı, "Yeni bir gazete çıkarıyoruz ve seni Diyarbakır temsilcisi olarak görmek istiyoruz" dedi. Ali ile çalışmaktan tedirginlik duymak aklımın ucundan bile geçmedi. Yine de, malum, böyle durumlarda insanın içini bir acayip kurt kemiriyor. En başta, "Patron kim?" gibi bir soruyla beliriyor o acayip kurt. Şu hayattaki en büyük şanslarımdan bir, düşünsel olarak kendimi yakın hissettiğim kurumlarda çalışmak olmuştu. Üstelik, başta ekonomik eziyete rağmen bu kurumlarda çalışmaktan hiç pişmanlık da duymadım.

Ben kem küm edince Ali, şöyle dedi: "Bana güvenmiyor musun?" Bu soru üzerine mahcup olduğumu hatırlıyorum ve hiç uzatmadan anlaştık.

Gazete Duvar, Ağustos'ta çıkmaya başlayacaktı. Startı beklerken 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Herşey altüst oldu. Hükümet, darbe girişimi için "lütuf" dedi. Olağanüstü Hal ilan edildi. Herkes can derdine düştü. Ben, gazete çıkmaz artık, diye düşünürken Ali aradı. "Asıl şimdi gazete çıkarmanın tam zamanı" dedi. Doğruydu, siyasal kriz zamanında yapacak haberimiz,........

© Gazete Duvar