BEŞİKTAŞ’TA İKİ GÜNLÜK KONGRE, İKİ AYRI SINAV
3 Ekim Cumartesi günü 2025-2026 döneminin Olağan İdari ve Mali Genel Kurulu, 4 Ekim Pazar günü ise Olağanüstü Seçimli Genel Kurul yapılacak. Seçimde Serdal Adalı, gerekli imza sayısına ulaşarak tek başkan adayı oldu.
Yani Beşiktaşlılar iki gün üst üste sandık, kürsü, rapor, ibra, bütçe ve yönetim listesi konuşacak.
Futbolcular iki günde iki maç oynasa “fikstür çok sıkışık” deriz.
Beşiktaş kongresi iki günde iki genel kurul yapıyor.
Ona da “camia temposu” diyelim!
Ama asıl mesele takvim değil.
Asıl mesele, Beşiktaş’ın önümüzdeki dönemde nasıl bir yönetim anlayışıyla yönetileceği.
Paranın gücü mü, yönetimin gücü mü?
Beşiktaş’ın ekonomik gerçekleri ortada.
Yönetim, son dönemde mali disiplinden, yeni gelir kaynaklarından, sponsorluklardan, gayrimenkul projelerinden ve kulübün finansal yapısının güçlendirilmesinden söz ediyor. Nitekim Nisan 2026’daki Divan toplantısında finansal borcun 28 Şubat itibarıyla 4,6 milyar TL olduğu ve 31 Mayıs itibarıyla 2,5 milyar TL seviyesine indirilmesinin hedeflendiği açıklanmıştı.
Dolayısıyla yönetim kurulunda ekonomik gücü yüksek iş insanlarının bulunması ilk bakışta anlaşılır bir tercih.
Çünkü kulübün yalnızca iyi niyetle değil, kaynakla da yönetilmesi gerekiyor.
Sponsor bulacak…
İlişki kuracak…
Proje üretecek…
Gerektiğinde kulübün önünü açacak…
Kısacası, Beşiktaş yönetiminde ekonomik çevresi güçlü insanların bulunmasının önemli avantajları olabilir.
Fakat burada çok ince bir çizgi var:
Maddi güç, yönetim gücü değildir.
Daha doğrusu;
Cebin büyüklüğü, koltuğun büyüklüğünü belirlememelidir.
İşte Beşiktaş'ın yeni yönetimi açısından asıl sınav burada başlayacak.
Zengin insanların fakir problemi: Ego
Bir yönetim kuruluna beş tane ekonomik gücü yüksek insan koyduğunuzu düşünün.
Hepsinin kendi şirketinde patron olduğunu varsayalım.
Kendi şirketinde son sözü söylemeye alışmış…
Karar almaya alışmış…
İnsan yönetmeye alışmış…
Kendi çevresinde itibarlı…
Kendi sektöründe güçlü…
Ve şimdi aynı masaya oturuyorlar.
Bir süre sonra Beşiktaş yönetim kurulu masası, kulüp yönetim kurulu masasından çıkıp adeta “Patronlar Birliği toplantısı”na dönüşebilir.
İşte tehlike burada.
Çünkü yönetim kurulunda herkes patron olabilir ama aynı anda........
