menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hastaneler kendilerine şu soruya hazır mı: 2035'te var olabilecek miyiz?

8 0
01.07.2026

Bir hastanenin yönetim kurulu toplantısında olduğunuzu düşünün. Masada yine aynı sorular var: Poliklinik sayıları ne oldu? Yatak doluluk oranı hedefi tuttu mu? Ameliyat hacmi arttı mı? Uluslararası hasta sayısı yükseldi mi? Bu soruların tamamı önemli. Ancak belki de artık yeterli değiller. Çünkü sağlık sektörü son yirmi yılda tarihte hiç olmadığı kadar hızlı değişti. Önce dijitalleşme geldi, sonra yapay zeka, ardından genomik tıp, uzaktan takip sistemleri, giyilebilir teknolojiler ve son olarak longevity kavramı sağlık sektörünün gündemine oturdu. Bugün asıl soru şu: Bir sağlık kurumu 2035 yılında da bugünkü haliyle var olabilir mi?

Bir zamanlar bankalar sadece para saklıyordu. Taksi şirketleri yalnızca araç işletiyordu. Oteller sadece konaklama hizmeti veriyordu. Sonra teknoloji geldi ve sektörlerin tanımları değişti. Şimdi aynı dönüşüm sağlıkta yaşanıyor. Yaklaşık beş yıl önce sağlığın uberizasyonuna girdik.

Yakın zamana kadar sağlık kurumları hastalık ortaya çıktığında devreye giren yapılar olarak çalışıyordu. İnsan hastalanıyor, teşhis konuyor, tedavi uygulanıyor ve süreç tamamlanıyordu. Artık bu yaklaşım değişiyor. Bugünün 50'li yaşlarındaki yöneticisi kalp krizi geçirdikten sonra değil, 10 yıl önce riskini öğrenmek istiyor. Birey 60 yaşında yalnızca daha uzun yaşamayı değil, 80'li yaşlarında da zihinsel ve fiziksel olarak bağımsız kalmayı hedefliyor. Eskisi gibi sportif faaliyetlerini sürdürmeyi, seyahatlerinde dinç olmayı, işe devam etmeyi, aktif hayatına her açıdan deva etmeyi arzu ediyor. Genç kuşak ise sağlık hizmetini hastane koridorlarında değil, telefon ekranında deneyimlemek istiyor. Bu nedenle geleceğin sağlık kurumları yalnızca tedavi merkezi olmayacak. Yaşam boyu sağlık partnerlerine dönüşecek.

Meri İstiroti'nin tüm yazıları

Bu dönüşümün ilk etkisi finansal modellerde görülecek. Uzun yıllardır sağlık kurumlarının başarısı işlem hacmiyle ölçülüyor. Daha fazla ameliyat, daha fazla görüntüleme, daha fazla yatış çoğu zaman başarı göstergesi kabul ediliyor. Oysa önümüzdeki dönemde yatırımcılar ve yönetim kurulları çok farklı sorular sormaya başlayacak: Bir hastanın yaşam boyu değeri nedir? Kurum hangi hasta grubunda gerçek katma değer yaratıyor? Hangi branşlar hacim üretirken hangileri sürdürülebilir kârlılık sağlıyor? Kronik hastalık yönetimi, üyelik modelleri, dijital takip programları ve longevity paketleri toplam gelir içinde ne kadar pay alıyor? Tıpkı bankacılık sektörünün mevduattan müşteri yaşam boyu değerine........

© Forbes Türkiye