menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitim! “Unutmayın ki Eğitimin Nihai Meyvesi Diploma Değil, Karakterdir”

227 0
08.02.2026

Bugün bir öğretmen olarak değil, ömrünü hakikatin, doğru ve güzel olanın peşinde tüketmeye talip, en azından bu yolda karınca misali mücadele etmeye gayret eden bir dert ortağınız olarak, bir sınıfın kürsüsünden değil kalpten, gönülden sesleniyorum. Niyetimiz bu, kelamımız da inşaAllah bu doğrultuda olacaktır.

Etrafımıza baktığımızda, diplomalı kalabalıkların arttığı ama huzurun ve insanlığın mumla arandığı bir çağın içinde olduğumuzu görüyoruz. Yerlerde, ayaklar altında ne kadar izbe, kirli karanlık köşe varsa her yerde kırık kalplerin biriktiği, insanların birbirinin yarasına basarak yükselmeye çalıştığı bir duyarsızlaşma salgınıyla karşı karşıyayız.

Eskiden işler yürüsün diye başvurulan küçük yanlışların, şimdilerde yerini doyumsuz bir hırsa, arsız bir güç tutkusuna ve vicdanı devre dışı bırakan bir makam hırsına bıraktığını görmek canımızı yakıyor.

Biz nerede hata yaptık?

Eğitim, sadece zihni teknik verilerle doldurmak, bir beyni sabit disk gibi kullanmak olmasa gerektir. Eğer bir çocuk dünyayı kurtaracak formülleri biliyor ama bir kediye ciğer vasiyet eden o vakıf medeniyetinin merhametinden nasiplenmemişse, biz ona aslında hiçbir şey öğretememişiz demektir. Nasıl ki Kanuni Sultan Süleyman, sarayın ağaçlarını karıncalar sardığında,

“Dırahtı ger sarmış olsa karınca

Zarar var mı karıncayı kırınca (Muhibbi)

Yarın Hakkın divanına varınca/

Süleyman’dan hakkın alır karınca (Şeyhül İslam) diyerek bir canın hukukunu koca bir imparatorluğun önüne koyduysa; nasıl ki Fatih Sultan Mehmet, fethettiği topraklarda kuşların kışın aç kalmaması için “kuş evi” vakıfları kurdurduysa, biz de eğitimi bu incelik üzerine inşa etmeliyiz.

Koca Mustafa Paşa semtinde kedilere ciğer dağıtılmasını vasiyet eden o ince ruh, bugün parasına, kariyerine ve lüks sitelerine sığınarak kurtulacağını sanan modern -güyâ modern- insanın en büyük eksiğidir. İnsanımızın değeri artık bindiği arabanın markasıyla, oturduğu semtin lüksüyle veya üzerindeki etiketin pahasıyla........

© Fikir Kazanı