KADİMLERİN İZİNDE II: MISIR – KUMLARIN ALTINDAKİ SONSUZLUK
fikirkazani@qoshe.com
Hakkımızdaaçılır menüyü aç Kullanım Koşulları Gizlilik Politikası Çerez Politikası İletişim
KADİMLERİN İZİNDE II: MISIR – KUMLARIN ALTINDAKİ SONSUZLUK
Binlerce yıl önce, Nil’in bereketli suları ile uçsuz bucaksız çölün altın kumları arasında, zamanın ötesinde bir inanç filizlendi. Bu, sadece tanrıların ve canavarların hikâyesi değil; kaosun karanlığına karşı adaletin (Ma’at, Evrensel Denge) sonsuz savaşıydı. Güneşin her batışında bir ölümü, her doğuşunda ise yeniden dirilişi gören kadim Mısırlılar için gökyüzü bir harita, yeryüzü bir tapınak ve ölüm ise sadece daha büyük bir yolculuğun ilk adımıydı. Firavunların ihtişamından piramitlerin sessizliğine uzanan bu mitoloji, insan ruhunun sonsuzluk arayışını kumun üzerine kazınmış en eski ve en derin çığlığıdır.
Mısır mitolojisi, sadece “ölümden sonrası” ile ilgili değil, aynı zamanda kozmik bir düzen (Ma’at) arayışıdır. Nil Nehri’nin ritmiyle şekillenen bu inanç sistemi, binlerce yıl boyunca dünyanın en karmaşık ve büyüleyici yapılarından biri olmuştur.
Mısır mitolojisinde başlangıçta hiçbir şey yoktu; sadece “Nu” adı verilen sonsuz, karanlık ve durgun bir su birikintisi (kaos) vardı.
İlk tanrı Atum (veya Ra), kendi kendini bu sulardan var etti ve “Ben-Ben” adlı ilk toprak parçasının üzerinde durdu. Atum (veya Ra), havayı (Shu) ve nemi (Tefnut) yarattı. Onlardan yer (Geb) ve gök (Nut) doğdu. Son olarak, hikâyenin merkezindeki dört ana kardeş doğdu: Osiris, İsis, Set ve Neftis.
Mısır tanrıları genellikle hayvan başlarıyla temsil edilir, bu onların doğadaki güçlerini simgeler.
-Ra: Güneş Tanrısı (Yaratıcı), Şahin başı ve Güneş kursu
-Osiris: Yeraltı ve Diriliş Tanrısı, Mumyalanmış kral, yeşil deri
-İsis: Büyü ve Annelik Tanrıçası, Taht şeklinde başlık, kanatlar
-Horus: Gökyüzü ve Firavunların Koruyucusu, Şahin
-Anubis: Mumyalama ve Ölüm Tanrısı, Çakal başı
-Thoth: Bilgelik ve Yazı Tanrısı, İbis kuşu veya Babun
Mısır Panteonu binlerce tanrıdan oluşsa da, mitolojinin seyrini değiştiren ana figürler ve aralarındaki dramatik olay örgüleri, Mısır mitolojisine büyük bir derinlikler kazandırmıştır.
Işığın ve Yaratılışın Efendisi Ra, sadece güneş tanrısı değil, düzenin kurucusudur. Ra yaşlandığında, insanlar onun otoritesini sorgulamaya başlar. Ra, insanlığı cezalandırmak için gözünden Sekhmet adında vahşi bir aslan tanrıça yaratır. Sekhmet o kadar çok kan döker ki Ra bile onu durduramaz. Sonunda Ra, Nil nehrine kırmızı boyalı bira dökerek onu kan zannetmesini sağlar; Sekhmet sarhoş olur ve sakinleşir. Bu olay, tanrıların bile bazen yarattıkları güçler karşısında zorlandığını gösterir.
İhanete Uğrayan Kral Osiris, Mısır’ın ilk firavunu ve medeniyetin kurucusu kabul edilir. Kardeşi Set tarafından kıskanılan Osiris, bir ziyafette tuzağa düşürülür. Set, tam Osiris’in ölçülerinde bir sandık yaptırır ve “İçine kim tam sığarsa sandık onun olacak,” der. Osiris içine yattığında Set kapağı çiviler ve sandığı Nil’e atar. Osiris’in bedeni parçalara ayrılıp tüm Mısır’a dağıtılır. Bu olay, Mısır’da ölüm ve yeniden doğuş döngüsünün (mumyalama geleneğinin) başlangıcıdır.
En Büyük Büyücü İsis, sadakat ve büyü gücünün simgesidir. İsis, Osiris’in parçalanmış bedenini tek tek toplar. Ancak Osiris’in cinsel organı bir balık tarafından yendiği için eksiktir. İsis, büyüyle bu eksikliği tamamlar ve kocasını geçici olarak dirilterek ondan Horus’u hamile kalır. Ayrıca İsis, Ra’nın “gizli adını” öğrenmek için onu bir yılanla zehirlemiş ve şifa karşılığında gücünün sırrını almıştır.
Kaosun ve Fırtınaların Efendisi Set, çölün, yabancı toprakların ve düzensizliğin tanrısıdır. Horus ile olan 80 yıllık mücadelesi meşhurdur. Bir keresinde Horus ile su aygırı kılığına girip suyun altında kimin daha uzun kalacağı üzerine yarışmışlardır. Set, kötülüğün kendisi değil, evrendeki “gerekli kaosun” temsilcisidir; çünkü Ra’nın kayığında her gece kaos yılanı Apep’i mızrağıyla durduran kişi odur.
İntikamcı ve Firavunların Atası Horus, göklerin efendisi, şahin başlı tanrıdır. Babasının intikamını almak için Set ile girdiği savaşta sol gözünü kaybeder. Bu göz, Thoth tarafından iyileştirilir ve meşhur “Horus’un Gözü” (Wadjet) halini alır. Bu sembol, iyileşmenin ve bütünlüğün simgesidir. Sonunda tanrılar mahkemesi Horus’u haklı bulur ve onu yeryüzünün kralı ilan eder.
Mezarların Koruyucusu Anubis, siyah çakal başlı tanrıdır. Osiris öldürüldüğünde, onun bedenini korumak ve mumyalamakla görevlendirilmiştir. Anubis, ilk mumyalamayı yaparak Osiris’i ebediyete hazırlamıştır. Ölüler diyarına gelen ruhları karşılar ve kalplerini tartar.
Bilgelik ve Zamanın Yazmanı Thoth, ibis kuşu veya babun başıyla temsil edilir. Gökyüzü tanrıçası Nut, hamile kaldığında Ra ona “yılın hiçbir gününde doğum yapamazsın” diye lanet okur. Thoth, ay tanrısıyla kumar oynayarak ondan 5 tam gün kazanır ve bu günleri yıla ekler (Mısır takvimindeki 360 5 gün). Böylece Osiris ve kardeşleri bu “artık günlerde” doğabilirler.
Mısır mitolojisindeki tanrıların hepsinin Ma’at (Evrensel Denge) için bir görevi bulunmaktaydı. Set bile bir “kötü adam” olmaktan öte, dengenin diğer ucundaki ağırlıktı.
Mısır mitolojisinde tanrıların hayvan başlarıyla tasvir edilmesi tesadüf değildir; bu, o hayvanın doğadaki baskın karakterinin tanrının gücüyle özdeşleştirilmesidir. Mısırlıların doğayı nasıl birer “kutsal mesaj” olarak okuduğunu anlamamızdaki en önemli şeydir.
-Anubis ve Çakal (Sadakat ve Koruma) özdeşleştirilmesi: Antik Mısır’da çakallar geceleri mezarlıkların etrafında dolaşır, toprağı eşelerdi. Mısırlılar bu ürkütücü durumu tersine çevirerek, çakalı “ölüleri rahatsız eden” değil, “ölüleri koruyan ve onlara rehberlik eden” bir figüre........
