menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

250 Yıl Sonra Adam Smith ve Milletlerin Zenginliği’nden Dersler

7 0
12.07.2026

2026 Adam Smith’in (1723-1790) meşhur Milletlerin Zenginliği adlı eserinin yayımlanmasının 250. yılı. İktisadi düşünce tarihinin köşe taşı eserlerinden biri olan bu önemli eser 1776’da yayımlanmıştı; demek ki aradan tam çeyrek milenyum geçmiş. Son yıllarda başta dünya ekonomisinin motor gücü ABD olmak üzere dünyanın her yerinde popülist siyasi eğilimler güç kazanmakta, başkalarının kaynaklarına tehdit ve savaş yoluyla el koymaya cevaz veren neo-merkantilist, anti-küreselleşmeci, serbest piyasa ve serbest ticaret karşıtı, korumacı, içe kapanmacı politikalar öne çıkmaktadır. Kıt kaynakları barışçı yollardan paylaşmak varken egosu ve siyasi hırsı tavan yapmış otokratlar öncülüğünde herkese hayatı zindan edecek, insanlığın kendi ayağına kurşun sıkması anlamına gelecek bu çılgınlığa karşı ayağa kalkmanın, Adam Smith gibi zenginliğe giden barışçı yolu gösteren düşünürlerin tavsiyelerini hatırlama ve hatırlatmanın tam zamanıdır. Biraz da bu düşüncelerle geçen gün Konya’da Meram Düşünce Platformu’nda, dostların daveti üzerine 250. Yılında Milletlerin Zenginliği ve Adam Smith’i konuştuk. Bu vesileyle bu yazıda modern iktisadın kurucu babası olarak kabul edilen Adam Smith ve onun başucu eseri Milletlerin Zenginliği’nde dile getirilen bazı önemli düşünceler ana hatlarıyla ele alınmıştır.

İskoç Aydınlanması geleneğinin yetiştirdiği bir ilim adamı, iktisatçı ve ahlâk felsefecisi olan Adam Smith 1723’te İskoçya’da doğmuştur. 1737-1740 yılları arasında Glasgow Üniversitesi’nde okumuş, yine İskoç Aydınlanmasının önemli isimlerinden biri olan Francis Hutcheson’dan (1694-1746) dersler almıştır. Daha sonra Oxford Üniversitesi’ne devam etmiş, 1746’da İskoçya’ya döndükten sonra belagat (retorik) üzerine verdiği derslerle meşhur olmuştur. Glasgow Üniversitesi’nde 1751’de mantık profesörlüğüne, 1752’de Ahlâk Felsefesi kürsüsüne atanmıştır. En önemli iki eserinden Ahlâki Duygular Kuramı 1759’da, Milletlerin Zenginliği 1776’da yayımlanmıştır. Milletlerin Zenginliği’ni henüz yazmadan Fransa’ya yaptığı bir seyahat sırasında Smith ünlü Fransız düşünürler Voltaire (1694-1778), Quesnay (1694-1774), Turgot (1727-1781) ve Helvetus’la (1715-1771) tanışmış, onlarla fikir alışverişinde bulunmuştur. 1777’den ölümüne kadar Edinburgh’ta gümrük görevlisi olarak çalışmış, 1787’de dostu Edmund Burke’den (1729-1797) sonra Glasgow Üniversitesi’nin Lord Rektörü seçilmiş, 1790’da ölmüştür.

Milletlerin Zenginliği adlı şaheserin bugüne kadar yazılmış ve insanlığın düşünüş biçimi ve iktisadi realiteye bakış açısının değişmesinde belirleyici rol oynamış on temel eser arasında yer aldığında hiç kuşku yoktur. Yayımlandığı yıl olan 1776, hem iktisadi düşüncede bir devrim yaratması hem de zenginliğin yaratılması ve iktisadi realitenin anlaşılmasına dair yeni bir düşünüş biçimi, sistematik bir yaklaşımın doğması bakımından tarihin kırılma noktalarından biridir. Aynı yıl bir yandan James Watt’ın buhar makinesini geliştirmesi Sanayi Devrimi’nin itici gücü olurken, bir yandan da Amerikan bağımsızlık savaşının kazanılması, Kuzey Amerika’da İngiliz sömürgeciliğinin sona ermesi ve temel hak ve özgürlükleri etkileyici bir dille savunan Bağımsızlık Bildirisi’nin yayımlanması 1776’yı hem ekonomik hem de siyasi anlamda modern tarihin dönüm noktalarından biri hale getirmektedir.

Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği çerçevesinde sonraki kuşaklara bıraktığı düşünsel-entellektüel mirası bir köşe yazısına sığdırmak kolay değildir; ancak bu önemli mirasın üç başlık altında özetlenmesi mümkündür: 

Merkantilizmin reddi ve zenginliğe giden barışçı yol, 

Merkantilizmin reddi ve zenginliğe giden barışçı yol, 

Görünmez El öğretisi ve kişisel menfaat peşinde koşmanın meşruiyeti,

Görünmez El öğretisi ve kişisel menfaat peşinde koşmanın meşruiyeti,

Serbest ticaretin önemi. 

Serbest ticaretin önemi. 

Smith’in öncülüğünü yaptığı Klasik liberal iktisadi öğretinin 18. yüzyılda ortaya çıkmasından önceki devirlerde, 15-17. yüzyıllarda egemen iktisadi öğreti merkantilizmdi. Dünyanın hemen her bölgesinde çarpık zihniyetli otokratlarca bugün ticaret savaşlarıyla, saldırı ve tehditlerle, ablukalarla, içe kapanmacı-korumacı-milliyetçi radikal söylemlerle âdeta yeniden hortlatılmaya çalışılan merkantilist düşüncenin dayandığı üç temel sütun vardı: 

Zenginliğin ve gücün kaynağı altın ve gümüş stoklarıdır, 

Zenginliğin ve gücün kaynağı altın ve gümüş stoklarıdır, 

Yeryüzünde servet miktarı sabittir; dolayısıyla birinin zenginleşmesi ancak ötekini fakirleştirme pahasına olabilir, 

Yeryüzünde servet miktarı sabittir; dolayısıyla birinin zenginleşmesi ancak ötekini fakirleştirme pahasına olabilir, 

Dış ticaret sıfır-toplamlı bir oyundur; birinin kârı ötekinin zararına eşittir, o nedenle dış ticarette korumacılık esastır. 

Dış ticaret sıfır-toplamlı bir oyundur; birinin kârı ötekinin zararına eşittir, o nedenle dış ticarette korumacılık esastır. 

İşte bu şartlar çerçevesinde Adam Smith’in öne çıkaran en önemli hususlardan biri, zamanın egemen anlayışı merkantilizme başkaldırması, zenginliğin yolunun ille de kıymetli maden biriktirmekten ya da başkalarının kaynaklarını yağmalamaktan geçmediğini ileri sürmesidir. Smith merkantilizmin yukarıda sözü edilen üç temel önermesinin üçünü de reddetmiş, zenginliğe giden daha barışçı bir model önermiştir. Onun önerdiği “doğal özgürlükler sistemi,” devletin sağladığı katlanılabilir bir güvenlik ve adalet şemsiyesi altında işbölümü, uzmanlaşma, üretken kaynakların etkin kullanımı, verimlilik artışı, böylece ortaya........

© Fikir Coğrafyası