menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kategorilerin Hapishanesi ve Değişebilen İnsan

6 0
yesterday

İnsan zihni, dünyayı anlayabilmek için kategoriler üretir. Bu, düşünmenin doğal bir sonucudur. Ancak kategori, hakikati anlamanın aracı olmaktan çıkıp hakikatin yerine geçtiğinde, adaletin en büyük düşmanlarından biri hâline gelir. Çünkü artık insan kendi fiilleriyle değil, geçmişte içine yerleştirildiği etiketlerle değerlendirilmeye başlanır.

Muhafazakâr düşüncenin en belirgin özelliklerinden biri, sürekliliği ve devamlılığı esas almasıdır. Bu yönüyle toplumsal hafızayı ve değerleri korur. Fakat bu anlayış, bazen insanı değişmez kategoriler içine hapsetme tehlikesini de beraberinde getirir. "Bir kere öyleydi, o halde hep böyledir." hükmü, araştırmanın değil, peşin hükmün ifadesidir.

Hâlbuki hayatın dili, kategorilerden ibaret değildir. İlkçağ filozoflarından Heraklit, "Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz." derken varlığın özünün hareket ve değişim olduğunu dile getiriyordu. Çünkü ikinci kez ne nehir aynı nehirdir ne de insan aynı insandır. Heraklit'in işaret ettiği bu hareket ve değişim fikri, Hegel'in diyalektiğinde sistemli bir felsefeye dönüşmüştür. Ona göre hakikat, donmuş kalıplarda değil; hareket, çelişki ve gelişme içinde ortaya çıkar.

O hâlde varlık, sürekli bir oluş hâlindedir. İnsanın değişebilirliği fikri, yalnızca diyalektik felsefenin değil, yakın zamanda ölüm yıl dönümüyle anılan Nurettin Topçu’nun hareket felsefesinin de temelini oluşturur. Topçu’nun hareket anlayışında insan, vicdanı aracılığıyla bulunduğu hâli sorgulayarak kendini aşma imkânına sahiptir. Hareket, insanın olduğu yerde kalmayı reddetmesi; kendini sürekli olarak daha yüksek bir anlam ve değere doğru dönüştürme çabasıdır.

Aynı hakikatin izlerini İslâm'ın insan anlayışında da görmek........

© Fikir Coğrafyası