Gezgin Savaşçıdan Gezgin Bilgeye; Türklerin Geleceği
Vaktiyle Gagauzya’da bölgenin önde gelen şahsiyetleri ile sohbet ederken, eski meclis başkanı büyüğümüz, “Türkler neden büyük bir millettir bilir misiniz?” diye bir soru sordu. Herkes kendince bir açıklama yapma gereği hissederken, bilge kişi aniden lafa girip “biz Türkler Hristiyan, Müslüman, Musevi ve Şamanız hangi milletin bu kadar çok dine mensubiyeti var ki?” dedi.
Kahramandık, bilgeydik, töre sahibiydik, korkusuzduk, adaletliydik, kadınları sultan yapar, çocukları bağrımıza basardık. Ama kimsenin aklına böylesi bir özellik gelmemişti. Bunun siyasi ve kültürel açılımını düşünürken, aslında olayın bununla sınırlı kalmadığını fark ettim. Bu zenginliğin bir de Sünnisi, Şiisi, Ortadoksu, Katoliği, siyahı, beyazı, sarısı, kızılı vardı. Yetmişten fazla ülkeye yaptığım seyahatlerde bu Türklerin hepsini bizzat görüp, sohbet edebilme fırsatım oldu.
Esasında Türklerin ne kadar büyük millet olduğu hususunda anlamsız bir hamaset yapma niyetinde değilim. Lakin içinde bulunduğumuz siyasal süreçle bağlantı kurabilmek adına böylesi bir giriş yapmak durumunda kaldım. Çünkü stratejik dengeler, Türklerin yakın bir gelecekte uluslararası sistemde hatırı sayılır bir güç olması yönünde eğilimler sergiliyor.
Öncelikle Türkleri büyük yapan husus savaşçı yetenekleri değil, farklılıkları bir bütünün parçası haline getirerek onları birlikte taşıyabilme kabiliyetleridir. Bu şekliyle Türkler sadece bir etnik yapı değil aynı zamanda bir medeniyet ağı olarak değerlendirilmelidir. Hazar bozkırlarında farklı dinlerin bir arada yaşayabilmesi, Selçukluların Türk, İran ve İslam mirasını yeni bir senteze dönüştürmesi, Altın Orda'nın Avrasya'nın birbirinden uzak toplumları arasında bir geçiş alanı oluşturması ve Osmanlı'nın yüzyıllar boyunca farklı milletleri aynı siyasi çatı altında tutabilmesi bunun yansımalarıdır.
Kendisinden olan ve olmayan her toplumla bir medeniyet tasavvuru oluşturabilen Türklerin sahip olduğu çok kültürlülük, onları kaçınılmaz olarak bu dönemde ön plana çıkarıyor. Huntington'ın medeniyet havzaları, Brzezinski'nin Avrasya jeopolitiği, Friedman'ın Anadolu merkezli stratejik öngörüleri ve Khanna'nın bağlantısallık ağları üzerine yaptığı değerlendirmelerle birlikte düşünüldüğünde, Türklerin yalnızca etnik bir topluluk olarak değil, geniş coğrafyalara yayılmış tarihsel hafızası, devlet........
