Çin’den NATO Zirvesi’ne ülkemiz…
ABD Başkanı Donald Trump başarısız kaldıkları bir savaşın ortasında, savaşılan İran ile sonuçlandırılamayan bir müzakere süreci yürürken, ülkesinin esas rakibi Çin’e gidip lideri Xi Jinping ile görüştü.
Her bakımdan önemliydi Trump’ın Jinping’i ziyareti. İki lider Çin’in tarihi yerlerinde el ele fotoğraflar verdiler; temasları boyunca hiçbir olumsuz izlenim alınmadı. Jinping konuğunu karşıladığı gibi nezaketini koruyarak uğurladı.
Ziyaretin ardından bizim medyadaki değerlendirmelerde yerel siyasi çekişmelere benzer bir taraf tutmanın hakim olduğunu fark ediyorum.
İki ülke arasındaki liderler düzeyinde hemen her görüşme dünya için önemli değişimler getirmiştir.
ABD’nin 37. Başkanı Richard Nixon’un Çin’in karizmatik lideri Mao Zedong’la 1972’deki Pekin görüşmelerinin etkileri, ABD-Sovyet rekabeti açısından sınırlı kalmadı yalnızca. O buluşmanın sonradan küreselleşme sürecini hızlandırma rolü oynadığı da biliniyor.
Buluşma o sırada Nixon’un ulusal güvenlik danışmanı olan Henry Kissinger’in zorlamasıyla gerçekleşmişti.
Günümüze kadar etkileri uzanan pek çok olumlu-olumsuz gelişmenin mimarıdırKissinger.
Napolyon’a mal edilen “Bırakın uyusun, bir uyanırsa dünya sarsılır” sözünün muhatabı Çin, sistemini sürekli elden geçirmesini bildi ve günümüzde bütün dünyanın gözünü kamaştıran bir ekonomik mucizeyi gerçekleştirdi.
21. yüzyıla ‘Çin yüzyılı’ sıfatının verilmesi tesadüfi değildir.
Dünyanın ekonomik ve askeri lideri gözüyle bakılan ABD’nin karşısında Çin, kural koyucu bir güce sahip tek ülke olarak varlığını hissettiriyor.
Ziyaretin........
