Timsahlar ve kediler arasında: Başka bir insanlık mümkün
Duyduk ki Filistinli mahpuslara mahsus, timsah dolu hendeklerle çevrili bir cezaevi için İsrail’de yasal düzenlemeler başlamış.
Yoksa sorun, insanın kendi korkularından inşa ettiği o devasa, soğuk ve mekanik kafesler mi?
İktidar bedenleri disipline edip, hukuk istisnaları normalleştirirken; insanlık kendi yarattığı bu ‘rasyonel’ cehennemde sıkışıp kalabiliyor: Michel Foucault’nun disiplin toplumunu, Hannah Arendt’in kötülüğün sıradanlaşmasını, Zygmunt Bauman’ın modernitenin ahlaki mesafelerini anlatırken yaptığı uyarılar bugün daha da yakıcı görünüyor. Çünkü önce dil değişiyor, sonra hukuk, en sonunda vicdan.
Peki, bu tıkanmışlıktan, bu “tehdit” ve “korku” sarmalından bir çıkış mümkün mü?
Albert Camus, her kuşağın dünyayı yeniden kurmak zorunda olduğunu söyler. Belki de bu yeniden kuruluş, hiç beklenmedik bir yerden; bir piyanonun tuşlarına basan bir kedinin patilerden başlayabilir…
Litvanyalı Besteci Mindaugas Piečaitis’in büyüleyici ‘Kedi Konçertosu’nu (CATcerto) dinlediniz mi? Ya Nora adlı kediyi?
Nora, kendi içgüdüsü ve........
