Mekke ittifakının Kâbe’si neresi?
Türkiye, S. Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos’ta İslam dünyasının en kutsal mekanı Kâbe’nin bulunduğu S. Arabistan’ın Mekke kentinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, S. Arabistan Veliaht Prensi Muhammed ve Pakistan Başbakanı Şerif’in katılımıyla ‘Ortak Savunma Anlaşması’ imzaladı. Kuşkusuz imza töreni için Mekke’nin seçilmesi sembolik bir anlam da taşıyor ve bu anlaşmanın İslam dünyasının çıkarlarını savunduğu mesajı verilmek isteniyordu.
Peki, bu anlaşma gerçekten Müslüman halkların çıkarına mı hizmet ediyor yoksa bu üç önemli İslam ülkesinin egemen sınıfları ve iş birliği halinde oldukları emperyalistlerin çıkarları temelinde İslam dünyasındaki ayrımları ve çelişkileri mi büyütüyor?
Bu anlaşma hangi ‘kutsal’ ittifakın çıkarlarını savunuyor?
Bu soruların yanıtını vermek için Mekke anlaşmasının arka planındaki gelişmelere ve bu gelişmeler üzerinden yapılan hesaplara bakmak gerekiyor.
Burada vurgulanması gereken ilk nokta şudur: 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve ekim 2023’te İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı ve işgali ile başlayıp Suriye’de Esad/Baas rejiminin devrilmesine ve İran’ın doğrudan hedef alınmasına kadar yaşanan gelişmeler Doğu Avrupa’dan Kafkasya ve Karadeniz’e, Ortadoğu’dan Doğu Akdeniz’e geniş bir coğrafyada jeopolitik kırılmalara yol açtı ve yeni güvenlik mimarisi arayışlarını beraberinde getirdi.
Şubat ayı sonunda ABD emperyalizmi ve İsrail’in başlattığı savaşa, İran’ın; bölgenin en önemli enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ve aralarında S. Arabistan’ın da yer aldığı bölge ülkelerinin stratejik tesislerini hedef alarak yanıt verdiği biliniyor. S. Arabistan, BAE, Kuveyt gibi petro dolar zengini Körfez ülkeleri, ABD emperyalizmine bugüne kadar silah ve savunma için yatırdıkları yüzlerce milyar doların kendilerine güvenlik şemsiyesi oluşturmaya yetmediğini gördüler. Savaşın yarattığı sarsıcı etki, bu güçlerin yeni ve yerel güvenlik iş birliği arayışlarını hızlandırdı. BAE, İsrail ile iş birliğini yeni bir boyuta taşırken S. Arabistan da geçtiğimiz yılın eylül ayında Pakistan ile “Taraflardan herhangi birine yapılan saldırının her iki ülkeye yapılmış kabul edileceği” bir ‘ortak stratejik savunma anlaşması’ imzaladı.
S. Arabistan ve Pakistan arasındaki anlaşmanın ardından Türkiye’deki Saray rejimi de bu anlaşmaya dahil olmak için girişimlere başlamış ama S. Arabistan bu konuyu ağırdan alan bir tutum ortaya koymuştu. Bu bağlamda Mekke anlaşmasının, “Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi’ndeki artan tehditlere karşı” S. Arabistan’ın öncülüğünde ve Türkiye ile Pakistan’ın aralarında yer aldığı 14 ülkenin katılımıyla “çok uluslu deniz savunma koalisyonu” kurulduğu açıklamasının ardından gelmesi dikkat çekicidir.
Tartışmamız........
