menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

250. Yazı – Beşinci Mektup: Sosyalist gündelik hayatı düşünmek

30 0
16.08.2026

Kafamda dolaşan ama köşe yazısına sığdıramadığım konular için, her elli yazıda bir yazdığım mektuplardan beşincisi ile karşınızdayım. Öncekilere “Ne gerek vardı” diyen de oldu, “Severek okudum” tepkisi veren de.

Birinci tekil şahısta iletilen bu satırları ‘içten dertleşme’ ya da ‘boş gevezelik’ olarak yorumlama hakkı tabii ki sizin.

İsmail Beşikçi’den ilk karşılaşmamızda aldığım ders

Tarihi aklımdan silinmiş; muhtemelen sekiz defa cezaevine girip toplamda 17 yılını parmaklıklar arkasında geçiren İsmail Hoca’nın 1987’deki tahliyesinden sonra olmalı.

Kürt meselesine derin ilgi duyuyordum. Siyasal faaliyetlerimden dolayı başıma gelen işler nedeniyle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden (AÜ SBF) gecikmeyle yeni mezun olmuştum. Bırakın konuşup tartışmayı, Kürt kelimesini cümle içinde geçirmenin dahi bedel ödemeyi gerektirdiği yıllardı. O gençlik günlerimde düş ve arzularımı hayata nasıl geçirebileceğimi araştırırken, Hocanın ulaşılabilir olduğu, arzu edenlere zaman ayırıp, görüştüğü kulağıma gelmişti.

Bir akşam, heyecan ve hatta korku içinde ev numarasını çevirdim. Telefonu eşi açtı ve kendisini çağırdı. Görüşme arzumu ve gerekçelerimi önceden planladığım şekilde sıraladım. Sözü uzatmadı, bana birkaç gün sonrası için randevu verdi. Bu karşılaşmayı yıllar önce İsmail Beşikçi’ye Armağan kitabı için yazdığım bölümde anlatırken; “Kızılay’da bir kahvehanede buluştuk.” demiştim ama tam da öyle olmadı.

Önce Kızılay Postanesi önünde (Yoksa bir kitapçı önü müydü?) buluştuk. Benim gibi genç birine daha aynı saatte randevu vermişti. Selamlaştıktan sonra onun yönlendirmesiyle Kızılay’ın ara sokaklarında yürümeye başladık. Kısa cümleler eşliğinde ilerlerken bizi nasıl bir büro ya da yayınevine götüreceğini merak ediyordum. On dakika kadar sonra bir kahvehanenin önünde durduk. Hoca önümüze geçerek içeriye yöneldi. Belli etmemeye çalıştığım bir şaşkınlıkla onu takip ettim. Mekân hararetli bir biçimde okey........

© Evrensel