2026 Newroz’unda eksik kalan
Newroz’un Kürt halkının direnişini ve özlemlerini başarıyla yansıtan bir mecra olarak kitleselleşmesi sonrasında, Kültür Bakanlığınca düzenlenen Nevruz törenleri sahneye çıkarılmıştı. İki kutlama arasındaki ayrım ve simgesel rekabet, bu satırların yazarı tarafından 2000’li yılların başında hazırlanan akademik bir tezde incelenmişti.
Bahsi geçen araştırmaya dayanan ve 2012 yılında yayımlanan “Tören Simge Siyaset, Türkiye’de Newroz ve Nevruz Şenlikleri” başlıklı kitapta, bu iki kutlama arasındaki ortak noktalara değinilmiş, rekabet halindeki kutlamaların barışçı yönelimi güçlendirme kapasitesi üzerinde durulmuştu. Kökleri aynı kültürel kaynağa dayanan Newroz ve Nevruz bayramlarının barışa nasıl katkı sunabileceği kitapta aşağıdaki cümlelerle ifade edilmişti:
“İnceleme sonuçlarım, Newroz ve Nevruz kutlamalarının ve özellikle bunların ortak paydasının, konu üzerinde farklı görüş sahiplerini bir araya getirebileceğini, bunlar arasında bir diyalog ortamı sunabileceğini ve duyulmayan seslerin duyulmasını sağlayan bir kanal olabileceğini önermektedir... İlk bakışta Newroz ve Nevruz’un karşıt konumlandırılmasından ortaya çıkan resim bir kültürel ihtilaftır. Newroz, nüfusun diğer kesimleri içinde bölücü Kürt eğilimi olarak görülmekte, Nevruz ise kültürel alandan Kürt kültürünün silinme kampanyasının yeni bir aşaması olarak algılanmaktadır.
Oysa burada daha karmaşık bir durum söz konusudur. Bana göre bu kutlamaların tasarı ve inşa süreçleri ayrımlar üzerinden gelişse de, bunlar aynı zamanda pek çok toplumsal-kültürel ortak noktayı ortaya çıkarmaktadır... 1990’lardan bu yana, bütün gazeteler bu bayramlara geniş yer ayırmaktadır... Ana akım gazeteler........
