CHP’de rejimin kılıcıyla tasfiye başlarken…
Son yazıda, Saray operasyonuyla ‘güvenli liman’a çekilmiş KK CHP’si ile müesses nizamın geleneksel çeperini zorlayıp dışına çıkmaya çalışırken darbeyle karşılaşmış meşru ve seçilmişlerin CHP’sinin aynı çatı altında bir arada kalabilmesinin çok zor olacağını söylemiştik. Operasyonun mantığı ve hedefi gözetildiğinde bunun zor değil aslında mümkün olamayacağına vurgu yapmak abartı olmayacaktır. Rejimin arkasında olduğu “muhalefete muhalif” bir güdümlü grubun ‘resmen’ çöktüğü parti kurumsallığı içinde rejime muhalefet eden ana gövdeyi barındırmayacağı açık. Nitekim daha şimdiden bunun pratiğini görmeye başladık. CHP içindeki en kamucu, demokratik muhalefetin en tutarlı isimlerinden Gökhan Günaydın başta olmak üzere, tasfiyelere başlandı. “Mahkeme tedbir koymuş, kurultaya gidemeyiz” diyenlerin son gaz tasfiyelere başlarken ‘tedbir’in engel olmaması çelişkisini sormaya gerek var mı? Yolu açan, ‘mutlak butlan’ eldiveni içinde kayyum darbesini vuran bir rejimin vesayeti altında, böylesi soruların hükmü kalmış mıdır?
Kayyum, rejimin keskinleştirilmiş kılıcıdır. O keskin kılıçtan anlayış, uzlaşma, diyaloğ, siyasal ikna ve vicdan beklenemez. Kılıç bu, kesmek içindir ve tüm hücrelerine kadar devlet bürokrasisinin normlarından karakterize olmuş bir kılıç erinin eline tutuşturulmuştur. Kesmeye devam edecektir! “Parti içi arınma” dedikleri tam da budur, rejimin “yolsuzluğa batmış CHP” argümanına kılıç darbeleriyle işlerlik kazandırmaktır.
Kayyum ve rejimin yargı kollarının eşgüdüm halinde yürüdükleri bu yolda, yeni tasfiyelerden gerekirse dokunulmazlıkların kaldırılması ve Silivri’ye kadar uzanacak bir çok hamle yapılacağından kuşku........
