Silah, savaş, ölüm, yıkım=Kapitalizm
Çernobil Nükleer santral patlamasının 40. yılında nükleer santrallerle birlikte nükleer silahlanmanın tartışılması doğru olacaktır. O nedenle de dünkü nükleer yazısını tamamlamak üzere bugün silahlanmayı da tartışmak önemlidir. Dünya ABD emperyalizmi ve nükleer silah ve santral tekelleri eliyle karanlığa sürükleniyor. Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den İran’a kadar başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın pek çok yerinde enerji ve ticaret yolları, yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el koymak üzere her seferinde savaşa ve silaha başvuruyor. Rusya’yı kuşatmak üzere Ukrayna'yı NATO’ya alma çabası, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla başlayan savaş, beş yıldır sürüyor. İsrail Siyonizmi ile birlikte İran’a başlattıkları savaş ateşkes ilan edilse de Hürmüz boğazını kollayarak devam ediyor. Rusya, Ukrayna’da Zaporijya Nükleer Santralini bombalıyor. ABD ve İsrail, İran’da Nükleer tesisleri, nükleer santrali bombalıyor. İran karşılık verip İsrail’deki Nükleer santrallere bomba atıyor. Ukrayna, İran ve İsrail topraklarındaki nükleer tesislerinde bir radyasyon sızıntısı olmadığını söylüyor. Göz görmediği için gönül de katlanıyor. Bunu tespit edecek bir taraf da yok. Çünkü savaşı çıkaranlar ve savaşanlar, aynı zamanda olası bir sızıntının da sorumlusu olarak dünya halklarından büyük tepki göreceğini biliyorlar.
Kapitalist dünyanın zorbalığının sonucu olarak çıkan bu savaşlarda “Nükleer silah kullanılır mı?” sorusu tartışılırken ABD Başkanı Trump’ın “İran’ı taş devrine göndereceğiz” sözleriyle nükleer silah kullanılacak mı kaygısı daha da arttı. ABD, dünyada en çok nükleer savaş başlığına sahip bir ülke. Fakat İran’ı nükleer silah yapmakla suçlayarak başlattığı savaşta, nükleer silahla kullanmakla da tehdit etmekten geri kalmıyor.
Bu gelişmeler ABD’nin 1945’te attığı iki atom bombası ile Hiroşima’da 140 bin, Nagazaki’de 80 bin kişiyi öldürdü. Ölenlerin 38 bini çocuk ve kalanlar ise lösemi, kanser ve........
