menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhmal zatürresi, sivil ölüm, yargısal taciz

30 0
16.05.2026

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nün hemen ertesinde, önce zorunlu askerlikten mi konuşmalı yoksa bunu ilkeleri doğrultsunda reddedenlerin başlarına gelenlerden mi?

Türkiye’deki vicdani retçilere dair kapsamlı ve güncel verileri Vicdani Ret İzleme Grubu tutuyor. Yıl boyunca vicdani ret hakkını kullananlara dair açılan soruşturmaları, süren kovuşturmaları, verilen mahkeme kararlarını, para cezalarını ve genel olarak retçilerin yaşadığı hak ihlallerini derliyorlar. Bazı retçilerin bireysel dosyaları takip ediliyor.

Vicdani Ret İzleme'nin 2025 raporunda, kamuoyu nezdinde görünür olmayı başaramasa da retçilere uygulanan baskının yeni bir eşiğe geçtiğini vurguluyorlar. Nasıl bir eşik bu? Genelde retçilerin maruz kaldığı defalarca yargılanmanın sıklaştığının altı çizilmiş. Bu “yargısal taciz” seviyesinde değerlendiriliyor raporda. Son yıllarda zaten artma eğilimi gösteren idari para cezalarıyla daha fazla karşı karşıya kalıyorlar. Diğer yandan on yıldır sıklığı azalan hapis cezaları tekrar gündemde; baskı artıyor. Retçiler yoklama kaçağı olarak tutuklanıyor, kimi denetimli serbestlikle serbest bırakılıyor, bir süre sonra tekrar tutuklanabiliyor. “Halkı kanunlara uymamaya tahrik” suçu yüzünden ceza alan var ve genelde cezalandırma süreçlerinde iyi hal uygulanmıyor. Oysa ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı nitelikte çok saygıda kararı var; keza birçok retçinin, hatta bazılarının çok sayıda Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuruları beklemede. Bütün bunlar dayatılan “sivil ölümün” koşullarını ağırlaştıracak uygulamalar. Yüzde 35'i seyahat özgürlüğünü kullanamamaktan şikayetçi. Yüzde 33'ü sigortalı bir işte çalışamadığını ifade etmiş. Yüzde 28'i resmi kurumlarda iş bulamıyor. Özel sektöre gelince yüzde 20'si işten........

© Evrensel