menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye sanayisizleşiyor

23 0
26.07.2026

Geçtiğimiz hafta İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından “Türkiye’yi bekleyen tehlike: erken sanayisizleşme” gündemli bir toplantı düzenlendi. İSO Başkanı toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye’nin sanayileşmesini tamamlayamadan hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye dönüşmekte olduğunu belirtirken erken sanayisizleşme tehlikesi karşısında uzun vadeli bir sanayi politikasına duyulan ihtiyacı vurguladı.

Erken sanayisizleşme kavramı bir süredir iktisat literatüründe yer etmiş bir kavramdır. Kalkınma iktisadı ve yapısal dönüşüm çalışmaları, imalat sanayisinin üretim ve istihdam içindeki payının ülkelerin gelir düzeyi yükseldikçe önce arttığını, yüksek gelir düzeylerine ulaşıldığında ise gerilemeye başladığını göstermektedir. Sanayinin ekonomik ağırlığı azalırken hizmetlerin öne çıktığı bu dönüşüm genellikle sanayisizleşme olarak adlandırılmaktadır. Sanayileşme kalkınmanın temel aşamalarından biri olarak görülürken sanayisizleşme kavramı daha çok yüksek gelir düzeyine ulaşmış ülkelerde gözlenen hizmetler ağırlıklı büyüme sürecini tanımlamak için kullanılmaktadır. Buna karşılık, özellikle Afrika ve Latin Amerika’daki imalat sanayisinin üretim ve istihdam içindeki payının yüksek gelir düzeyine ulaşılmadan gerilemeye başlaması literatürde erken sanayisizleşme olarak tanımlanmaktadır.

Türkiye’de imalat sanayisinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yüzde 30 düzeylerine yaklaşmadan, henüz yüzde 20 civarındayken düşüşe geçmesi, 2010’lu yıllarda Türkiye’nin de bir erken sanayisizleşme sürecine girip girmediği yönünde tartışmalara yol açmıştı. Bugün imalat sanayisinin ekonomideki payına baktığımızda çarpıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Pandemi öncesinde yüzde 18 civarında olan imalat sanayisinin GSYH içindeki payı, daha sonra yükselişe geçerek 2021’in sonunda yüzde 23.6’ya kadar çıkmıştı. Ancak 2020 sonrasında bu payda ortaya çıkan yükselişin uzun soluklu olmadığı görülüyor. Pandemi döneminde mal talebinin artması, sonrasında TL’nin hızla değer kaybetmesi ve düşük faiz politikasına geçilmesi paydaki artışın bir süre daha devam etmesini sağlamıştı. Ne var ki 2022’nin ortalarından itibaren dönemsel yükselişlere rağmen belirgin bir gerileme eğilimi ortaya çıktı. Pandemiye özgü koşulların ortadan kalkması ve göreli fiyatların değişmesiyle başlayan bu geri çekilme, 2023 ortasından sonra yüksek faizler, TL’nin reel olarak değerlenmesi ve iç ve dış talepteki zayıflamayla daha görünür hale geldi. Açıklanan son GSYH........

© Evrensel