menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel stagflasyona doğru mu?

55 0
14.03.2026

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş, petrol ve petrol ürünleri tedarikindeki azalma ve fiyatlardaki hızlı yükselişle birlikte dünya ekonomisinde yüksek enflasyon ve düşük büyüme riskini artırmış durumda. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş aynı zamanda finansal piyasalar için de riskleri artırıyor.

Savaşın gidişatı ve ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimdeki bazı diğer isimlerden gelen çelişkili açıklamalar, petrol fiyatlarında bir aşağı bir yukarı hızlı dalgalanmalara yol açıyor. Görünen o ki İran, büyük olasılıkla Çin ve Rusya’dan aldığı destekle, ABD’nin savaşı başlatırken öngördüğünden daha güçlü bir direniş sergiliyor ve çatışmayı tüm Körfez’e yayma kapasitesine sahip. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte tarihin en büyük petrol arzı kesintilerinden birisiyle karşı karşıya kalınması ihtimali doğdu. Buna karşın petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlamak için stratejik rezervler kullanılmaya başlanırken Rus petrolüne yönelik yaptırımlarda da bir gevşetmeye gidiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın açıklamasına göre stratejik rezervlerden 400 milyon varil petrol piyasaya sürülmeye başlandı. Bu kulağa çok büyük gelse de bir anda piyasaya sürülebilecek bir miktar değil. Uzmanlara göre piyasaya sürülebilecek günlük miktar takriben 2,5 ila 4 milyon varil arasında olacak. Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğimiz sene günde 20 milyon varil geçtiğini ve dünyada günde yaklaşık 100 milyon varil petrol tüketildiğini göz önünde bulundurduğumuzda stratejik rezervlerin etkisinin sınırlı olacağı anlaşılıyor.

Petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin ilk ve doğrudan etkisi akaryakıt fiyatlarında artış olarak karşımıza çıkıyor. Bu da başta taşımacılık olmak üzere üretim maliyetlerinin artmasıyla tüm mal ve hizmet fiyatlarına yansıyacak. Yani yeni bir küresel enflasyon dalgasının eşiğindeyiz. Ancak mesele bununla sınırlı değil. Her ne kadar bazıları 1970’lerin petrol kriziyle kıyaslamalar yapmaya başlamış olsa da bugünkü dünya ekonomisi o döneme kıyasla çok daha küreselleşmiş ve üretim ağları çok daha karmaşık. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artışın ve petrol ile petrokimya ürünleri arzındaki düşüşün yaratacağı etkilerin kapsamını öngörmek çok daha zor. Ayrıca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzı da doğrudan darbe almış durumda. Dünyadaki LNG arzının önemli bir kısmı Katar’dan geliyor ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması bu piyasada da bir şok yaratmış durumda. LNG........

© Evrensel