menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’ın egemenliği ve Amerikan haydutluğu…

26 0
04.03.2026

Geçen yılki 12 gün savaşı yarım kalmış bir savaştı. İsrail’in nefesi ve “Demir Kubbesi” yetmeyince Amerikan emperyalizmi zor durumdaki “öncü birliğinin” yardımına koşarak bombardımana katılmıştı. Ancak yeterince hazırlıklı değildi. Bombaladı ve Trump’ın zafer kazanmış havalarda “İran’ın nükleer tesislerini tamamen imha ettik” açıklamasıyla durdu. İran da sürdürme yanlısı olmadı ve savaş galibi olmadan sona erdi.

Oysa gerçek anlamda sona ermediği belliydi. Nitekim geçtiğimiz cumartesi sabahı başlayan Amerikan-İsrail saldırısıyla herkes bunu gördü.

Trump’ın İran nükleer tesisleriyle ilgili söyledikleri de yalandı. Cumartesiye kadar üç tur süren ABD-İran görüşmelerinde müzakerelerin başlıca konusu nükleer tesislerdi. Belli ki duruyorlardı.

Gerçekte İran’ın nükleer araştırma ve üretimi de propaganda edildiği kadar “yakın tehdit” oluşturuyor değildi. İlerliyordu ama nükleer silaha varılmasına daha çok vardı.

Asıl sorun, Ortadoğu’nun Amerikan çıkarları ve stratejisi doğrultusunda yeniden dizayn masasına yatırılmış olmasıydı ve söz konusu dizaynın iki başlıca hedefinden biri İran’dı.

İşin gerçeği, İran, Amerikan emperyalizminin hegemonyası altına almada kararlı olduğu Ortadoğu’yla sınırlı olarak birincil hedefti. Sadece petrol ve doğal gaz rezervleri dolayısıyla değil, bölgede Antiamerikan güçleri etrafında toplayıp lojistiklerini de sağlayarak sevk ve idare........

© Evrensel