Fakültede ders niyetine: Musiala-Terzi vakası
Dijital medyada transfer haberciliğinin tanınmış simalarından Burhan Can Terzi son günlerde hem gazetecilik hem de basın özgürlüğü açısından absürt bir sarmalın içinde. Kendini belli bir camianın parçası olarak konumlandırarak ilerlemeye çalışan yeni nesil muhabirlik düzeni içinde kendine has söylemler (“Bir iş var”) geliştiren, meslektaşlarıyla rekabetten kaçınmayan ve zaman zaman yorumculuğa da meyleden Terzi, bu özellikleriyle 180 bini aşkın X takipçisine ve YouTube kanallarının aranan habercilerinden olma payesine kavuştu. Yıllardır başarılı-başarısız birçok transfer haberinin içinde oldu ve tüm benzerleri gibi o da “tutan” transferlerini madalya gibi göğsünde taşıdı, profiline “iğneledi”. Tutmayanlar mı? Orası biraz karışık.
Geçtiğimiz günlerde Galatasaray’ın “sözde” Jamal Musiala transferini ilk ortaya atan habercilerden biri olarak anlamsız bir tartışmanın içine attı kendini. Aslında haberi ilk verdiğinde vaziyeti o kadar da kötü değildi çünkü “Galatasaray, Bayern ve Musiala ile büyük ölçüde anlaştı” diyordu Terzi ve bu gazetecilik unsurları açısından tamamlanmış olmasa da (Çünkü belli ki haberin özneleriyle yeterince temas kurulmamıştı) kesinlik bildirmemesi bakımından ona habercilik sınırları içinde bir esneklik sağlıyordu. Ama kısa süre içinde haber Galatasaraylı yetkililer tarafından WhatsApp muhabirler grubunda yalanlanınca ve sonra işin içine başka yalanlamalar da dahil olunca Burhan Can Terzi pozisyonunu habercilikten cengaverliğe, iddiasını da haberden “namus meselesi”ne çevirdi. O kadar ileri gitti ki tam da Deniz Göktaş’ın kellesini gerçeğe yakın bir manada koltuğa koyduğu günlerin........
