Çiçekler ve baharlar
Fenerbahçe bir kez daha seçime gidiyor ve iki adayın dilinde de şampiyonluk şarkıları var: Hemen şampiyonluk, acil şampiyonluk, vakit kaybetmeden şampiyonluk… 13. sezonuna giren lig şampiyonluğu hasretini bir an önce dindirme arzusu anlaşılır elbette ancak sürekli aynı hataları yapma konusunda bu kadar ısrarcı olmak akıl alır gibi değil. Süper Lig tarihinin en fazla şampiyonluk yarışı veren takımı olarak Fenerbahçe (19 şampiyonluk 27 ikincilik), yakın döneme kadar rakipleri Galatasaray ve Beşiktaş’a gönderme yaparak kendilerinin asla bu kadar uzun şampiyonluk hasreti yaşamadığıyla böbürlenirdi. Eğer buradan da rekabete girecek enerji kaldıysa hatırlatalım, Beşiktaş’ın 15, Galatasaray’ın 14 yıllık hasretleriyle kıyaslandığında Fenerbahçe’nin hâlâ 2-3 senesi var. Ama şu da bir gerçek, futbolun ve iletişimin geldiği aşamada bugünün insanı kaçış tutkularına daha bağımlı. Bu yüzden hayal kırıklıkları daha büyük, tahammülsüzlüğe kapılmak daha kolay. Bu tip bir atmosferde camianın ihtiyacı olan şey özgüven, bilgelik ve akılcı bir plan. Başkan adayları Aziz Yıldırım ve Hakan Safi’nin bunları vadettiğini söylemekse güç.
Fenerbahçe’nin şampiyonluk hasreti uzadıkça merakım da büyüyor: Sarı-lacivertliler neden rakiplerinin uzun başarısızlık yıllarından dersler çıkarmıyor? Beşiktaş’ın hasretini dindirdiği 1981/82 sezonunun bugüne ölçü olması zor. Çünkü Beşiktaş’ın 32 maçta sadece 14 galibiyet almasının şampiyonluğa yettiği o sezonda zirvedeki takımlarla ligin geri kalanı arasındaki makas bugünkü kadar açık değildi. Ve Beşiktaş 1973/74’ten beri aslında hiç yarışın içinde olmamıştı. Ancak Galatasaray’ın çıkışı, Fenerbahçe’ye de yol göstermesi gereken ve hâlâ güncelliğini koruyan önemli dersler barındırıyor.
Her şeyden önce Jupp Derwall gibi -o sırada Almanya’da çok........
