menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bozulan dengeler, zorlanan sınırlar: Ara seçimden erken seçime giden yol

23 0
06.04.2026

Siyaset, bazen soğuk bir matematiksel mantıkla, bazen de öngörülemez toplumsal dalgalanmalarla şekillenir. Bugün Türkiye, tam da bu ikisinin ortasında bir yerlerde duruyor: 22 milletvekilinin istifası meselesi, bu iki kutbun tam kesişme noktasında. Bir yönüyle teknik bir prosedür, diğer yönüyle de riskli bir siyasal kumar. Ancak meseleye arazinin tüm engebelerini gösteren bir strateji haritasıyla bakıldığında; bu girişimin aslında Türkiye’de siyasal alanın sınırlarını zorlayan, rejimin esneklik kabiliyetini test eden ve yapısal bir meşruiyet krizini tetikleyen bir müdahale olduğu görülecektir. Bu analiz, infografiklerle dökümü yapılan o karmaşık "karar ağacının" ardındaki sosyolojik ve hukuki gerçeği, bir "ulusal referandum" ihtimalinin gölgesinde tahlil etmeyi amaçlamaktadır.

Türkiye siyasetinde kararlar ile uygulamalar arasındaki mesafe sıklıkla açılmaktadır. Bu sebeple, söz konusu hamlenin bir mana kazanabilmesi için ilk şart, istifaların sahiden ve eksiksiz bir biçimde verilmesidir. Bu nedenle istifaların gecikmesi, eksik kalması ya da dağınık biçimde gerçekleşmesi, daha en başta hamlenin siyasal ağırlığını ortadan kaldırır. Böyle bir disiplin sınavı, sadece sayısal bir bütünlük değil, aynı zamanda Özgür Özel’in liderlik kapasitesinin ve parti içi konsolidasyonun bir rüşt ispatı olacaktır. Zira 22 rakamının altına düşecek her fire, hamleyi bir stratejik müdahaleden çıkarıp sadece kısa süreli bir söylem denemesine ve prestij kaybına dönüştürebilir. Buna karşılık istifaların disiplinli ve eş zamanlı biçimde gerçekleşmesi, süreci farklı bir düzleme taşır; çünkü bu noktadan sonra inisiyatif partiden çıkar ve kurumsal alana, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geçer.

Tam da bu aşamada sürecin ilk gerçek kırılma noktası ortaya çıkacaktır. Türkiye’de milletvekilliği istifası, çoğu parlamenter sistemin aksine, bireysel bir irade beyanıyla sonuç doğuran bir işlem değildir. Anayasası’nın 84. maddesi açık biçimde milletvekilliğinin ancak Meclis Genel Kurulu’nun istifayı kabul etmesiyle sona ereceğini düzenler. Bu hüküm, teknik bir ayrıntı gibi görünse de, aslında sürecin tamamen siyasal bir zemine kaymasına neden olur. Çünkü istifanın geçerli olup olmayacağı artık hukuki değil, doğrudan siyasal çoğunluğun tercihine bağlıdır. Bu durum Meclis çoğunluğuna geniş bir manevra alanı tanır. İktidar bloku istifaları gündeme almayarak süreci fiilen dondurabilir; doğrudan reddederek tamamen kapatabilir ya da daha incelikli bir strateji izleyerek istifaların yalnızca bir kısmını kabul edebilir.

Zira Anayasa’nın 78. maddesine göre ara seçim yapılabilmesi için Meclis üyeliklerinin en az yüzde beşinin boşalması gerekir; bu da bugünkü 600 sandalyeli parlamentoda 30 milletvekiline karşılık gelir. Bugün itibarıyla Meclis’te çeşitli nedenlerle (ölüm, belediye başkanlığına seçilme vb.) boş bulunan 8 sandalye dikkate alındığında, 22 istifanın bu eşiği tam olarak 30 sayısına tamamlaması (8 22=30), hamleyi hukuki bir bıçak sırtında tutmaktadır. Dolayısıyla istifaların bir bölümü kabul edilerek bu eşik bilinçli biçimde aşılmayabilir ve böylece süreç daha başlamadan etkisiz hale getirilebilir. Ancak varsayalım........

© Evrensel