Stratejik ihtiyaçlar siyasi tereddütler…
Ankara’daki NATO Zirvesi Türkiye açısından uluslararası kapitalizmin konjonktürel dinamikleri kadar, Türkiye ve NATO arasında tarihsel olarak inşa edilmiş ilişkinin belirleyiciliğinde gerçekleşecek. Bu ilişkinin bir dinamiği sol karşısındaki tahammülsüzlük iken diğer dinamiği ise karşılıklı güven açısından mütereddit niteliğidir. Tahammülsüzlüğün yansımaları ortadayken, kısaca bu “müteredditlik” üzerinde duralım.
Türkiye'nin NATO'ya katılması yalnızca askeri bir güvence arayışı değildi. Aynı zamanda II. Dünya Savaşı sonrasında Batı dünyasının bir parçası olma amacının da ifadesiydi. Ancak üyelik hiç de kolay gerçekleşmedi. Avrupa'daki birçok ülke Türkiye'nin hem coğrafi konumu hem de siyasal yapısı nedeniyle NATO'ya alınmasına sıcak bakmıyordu. ABD de başlangıçta Avrupa dışında yeni güvenlik yükümlülükleri üstlenmek istemiyordu. Sonunda belirleyici olan Türkiye'nin stratejik konumu ve Kore Savaşı'ndaki rolü oldu.
Ne var ki üyelikle birlikte güven de inşa edilmedi. 1962 Küba Füze Krizi sonrasında ABD'nin Türkiye'deki Jüpiter........
