Günümüz Kapitalizminde “Kontrol” ya da Larry Fink Niye Dolmabahçe’de Fink Atıyor…
“Kapitalist sistemin işleyişinde üretim kadar belirleyici olan bir başka boyut daha vardır: dolaşım. Malların, enerjinin ve sermayenin dünya ölçeğinde hareket edebilmesi kapitalizmin sürekliliği için elzemdir.” diye yazmıştık, “Kapitalizmin Dar Geçitleri” başlıklı yazımızda. O yazımızda bu dolaşımın coğrafi boyutuna eğilmiştik, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri vesile ederek ve diğer “dar geçitlere” odaklanarak. Bu yazımızda ise Larry Fink’in Dolmabahçe’ye ziyaretini vesile ederek “varlık yönetim şirketleri” özelinde finansal dolaşımın kapitalizmde nasıl örgütlendiği üzerinde duracağız.
Varlık yönetim şirketleri, sistemin dışında türedi ve teknik bir yapı olmaktan ziyade, kapitalizmin uzun dönemli eğilimlerinin belirginleşmiş bir formu olarak anlaşılmalıdır. Klasik kapitalizmde sermaye birikimi daha doğrudan üretim süreçleri üzerinden örgütlenirken, zaman içinde mülkiyet yapıları karmaşıklaşmış, şirketler anonimleşmiş ve finansal araçlar çeşitlenmiştir. Varlık yönetim şirketleri bu tarihsel gelişimin bir devamı, hatta bir yoğunlaşmasıdır.
Marx, özellikle Kapital’in üçüncü cildinde anonim şirketleri ve hisse senetli yapıları tartışırken çok önemli bir şey söyler: sermaye artık tekil kapitalistin mülkiyetinden kopmaya başlar. Yani sermaye “özel mülkiyet” olmaktan çıkar, toplumsallaşmış bir biçim alır. Marx bu durumu “özel mülkiyet olarak sermayenin, kapitalist üretimin kendi çerçevesi içinde ortadan kalkması”, “kapitalist üretim tarzının bizzat kapitalist üretim tarzı içinde ortadan kaldırılması”, “kapitalist özel sanayinin kapitalist sistemin kendi temeli üzerinde yok edilmesi” gibi ifadelerle açıklar. Ancak Japon düşünür Kojin Karatani’nin de belirttiği gibi bu ortadan kalkma (ilga), edilgen bir ilgadır, çünkü bu ilga hali kapitalizmin sınırları içerisinde gerçekleşmekte ve onu güçlendirmektedir.
Diğer yandan bu toplumsallaşma, kontrolün de toplumsallaşması anlamına gelmez. Aksine, yönetim ayrı bir katmanda yoğunlaşır. Bugünkü varlık yönetim şirketleri buradan okunduğunda aslında şu nokta görünür olur: Marx’ın işaret ettiği eğilim kaybolmamış, tersine daha ileri bir biçime evrilmiştir. Anonim şirketlerde hissedarlar dağınıktır ve yönetim profesyonellere geçmiştir. Bugün ise bir adım daha ileri gidiyoruz: hissedarlar yine dağınık (emeklilik fonları, bireyler vb.) ama bu dağınık mülkiyet artık ikinci bir yoğunlaşma katmanında toplanıyor. Varlık yönetim şirketleri bu noktada önem kazanıyor.
Bu şirketler, bireylerin, emeklilik fonlarının ve çeşitli kurumsal yatırımcıların tasarruflarını bir araya getirerek finansal piyasalarda değerlendirir. Ancak burada belirleyici........
