Etkin pişmanlık…
“Ben sana mecburum bilemezsin” diyor Attila İlhan… “Adını mıh gibi aklımda tutuyorum…”
İtiraf etmiş Attila İlhan… “Ben sana mecburum…” Ama pişman mı emin değilim… Etkin bir pişman olmadığı ise çok açık…” Baksanıza vermiyor adını…
“Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun…”
Ya da… Cemal Süreya… “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.”
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni… bunun için çok pişman görünüyor Süreya… Hem de etkin pişman… İtiraf edecek gibi bildiklerini…
Turgut Uyar’ın itirafı ise açık kılmaktan ziyade örter gibi kimin kim olduğunu… Gel de çık işin içinden…
“Herkes seni sen zanneder.Senin sen olmadığını bile bilmeden,Sen bile…Seni ben geçerken,Derim ki,Saati sorduklarında;Onu ”O” geçiyordur.Kimse anlam veremez…”
Ya Edip Cansever… Yargılayan bir ifade gibi yazar şiiri…
“Yorgunum biraz -bütün gün içtim-Hepimiz içtik
Cemal odasından çıkmadı hiçTangolar çaldık üst üsteEski tangolar -bin dokuz yüz on........
