Emek, doğa, vatan
Madencilik, kapitalist üretim tarzı tarih sahnesine çıktığından bugüne zenginlik üretiminin omurgasında yer alır. Erken modern dönemde Amerika kıtasındaki gümüş ve altın akışı Avrupa’da para ekonomisinin genişlemesine katkı sağladı. 19. yüzyılda kömür, buhar gücüne dayalı sanayileşmenin temel enerji kaynağı oldu. Demir-çelik üretimi, demiryolları ve ağır sanayi doğrudan maden çıkarımına bağlıydı. Bugün de benzer bir bağımlılık sürüyor. 20. yüzyılın belirleyici girdisi olan petrolün yanı sıra günümüzde lityum ve kobalt gibi mineraller enerji dönüşümü ve dijital teknolojilerin altyapısını oluşturuyor. Bu süreklilik, madenciliğin kapitalist birikim için vazgeçilmez niteliğini koruduğunu gösteriyor.
Kapitalist birikim için vazgeçilmez nitelikte olan bir diğer şey maden işçilerinin emeğidir kuşkusuz. Dolayısıyla madenciliğin tarihi aynı zamanda maden işçilerinin emek ve direnişlerinin de tarihidir. 19. yüzyıl İngiltere’sinde madenlerdeki işçilerin, ama özellikle çocuk ve kadın işçilerin çalışma koşulları kapitalizmin tarihini anlamak için başlı başına bir laboratuvardır. 20. yüzyılın başında ABD’de yaşanan Ludlow Katliamı, Latin Amerika’da madencilerin mücadeleleri, daha yakın dönemde Marikana Katliamı madenlerdeki gerilimin sürekliliğini ortaya koyan örneklerdir. Bu gerilim farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda, farklı biçimlerde ve farklı saiklerle açığa çıkıyor. Doruk Madencilik işçilerinin haklı eylemleri de bu gerilimli tarihin bir........
