Türkiye’de sağlık yoksulluğu: Cepten harcamaların yükü 22 yılda yüzde 210 arttı
Türkiye, gerek üretim ve istihdam gibi makroekonomik göstergeler gerek bölüşüm ilişkileri açısından kötü bir görünüm sergiliyor. Bu dönemde uygulanan enflasyon politikaları toplumun büyük bölümünü oluşturan emekçi sınıflardan toplumun azınlığını oluşturan ultra zenginlere doğru servet ve gelir transferi mekanizmasına dönüşürken, yoksulluk daha fazla hızlanıyor.
2021-2026 yılları, yüksek enflasyona neden politikalar ile yoksullaşma arasındaki ilişkinin ampirik olarak izlenebildiği bir dönemdir. Bu dönemde pandeminin küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkileri, ticaret savaşlarının derinleşmesi, rekabete dayalı ihracat modelinin dezavantajları ve Türkiye’ye özgü para politikalarının birleşik etkisiyle enflasyon uzun süre yüzde 35-50 bandında seyretmiş, bazı aylarda yıllık enflasyon yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Yine aynı dönemde en zengin yüzde 1’in servet payı yaklaşık yüzde 35’e, en zengin yüzde 10’un payı ortalama yüzde 68’e yükselirken, en yoksul yüzde 50’nin payı yaklaşık yüzde 2,5-3 düzeyinde kalmıştır. Söz konusu karşılaştırma, yüksek enflasyon dönemlerinin Türkiye’de gelir ve servetin üst gelir gruplarında daha hızlı yoğunlaştığı dönemlerle büyük ölçüde çakıştığını ortaya koyması açısından önemlidir.
Yoksulluğun derinleştiği ve alım gücünün gerilediği bu dönemde haneler üzerindeki ekonomik yükü ağırlaştıran ve ilk bakışta göze çarpmayan harcama kalemlerinden bir tanesi kişi başı cepten sağlık harcamalarıdır. Cepten sağlık harcamaları, kişilerin veya hanehalklarının sağlık hizmeti alırken sosyal güvenlik veya özel sigorta tarafından karşılanmayan, doğrudan kendi bütçelerinden (nakit veya kartla) yaptıkları tüm ödemelerdir.
AKP’li yıllarda Dünya Bankası finansörlüğünde başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte yaygınlaşan cepten sağlık harcamaları “formel” ve “enformel” ödemeler olmak üzere iki grupta ele alınabilir:
Formel cepten harcamalar, bireylerin sağlık hizmetlerinden yararlanırken yürürlükteki yasa, mevzuat veya sağlık sigortası düzenlemeleri çerçevesinde yapmakla yükümlü oldukları ödemelerdir. Bunlar temel olarak doğrudan ödemeler ve maliyet paylaşımı ödemeleri şeklinde gerçekleşir. Doğrudan ödemeler, sağlık hizmetinin herhangi bir sağlık güvencesi kapsamında bulunmadığı durumlarda, hizmet bedelinin tamamının birey tarafından karşılanmasını ifade eder. Maliyet paylaşımı ise sağlık hizmetinin sigorta kapsamında olmasına rağmen maliyetin belirli bir bölümünün birey tarafından üstlenilmesidir. Katkı payı, ortak/müşterek sigorta ödemeleri ve eşikli katkı payları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Enformel ödemeler ise sağlık güvencesi bulunan kişilerin, mevzuat tarafından belirlenen resmi ödemelerin dışında sağlık hizmeti sunucularına yaptığı ödemeleri ifade eder. Enformel ödemelerin uluslararası düzeyde üzerinde uzlaşılmış tek bir tanımı bulunmamakla birlikte, bu ödemeler nakit para, hediye veya ayni katkı biçiminde gerçekleşebilir. Bu ayrım, cepten sağlık harcamalarının yalnızca sağlık hizmetinin resmi fiyatını değil, sigorta kapsamı dışında kalan hizmetleri, maliyet paylaşımını ve mevzuat dışı ödemeleri de kapsayabileceğini göstermesi açısından önemlidir.
Sağlık Bakanlığı’nın en son yayımladığı (en güncel) 2024 yılına ait İstatistik Yıllığı verileri halkın cebinden yaptığı sağlık harcamasının son yıllarda hızla büyüdüğünü, bu artışın gelirinin büyük bölümünü asgari ücret ve asgari ücrete yakın gelirlerle karşılayan geniş bir kesim için giderek ağırlaşan bir yük haline........
