Halka karşı siyaset
Ülkemizde siyaset ikili yapı görüntüsündedir. Kılıçdaroğlu’nun, Saray’a demir atmış kayyım ilişkili, yapay solunumla ayakta durmaya çalışan CHP’si bir tarafa bırakılırsa, sahada, bir yanda Cumhur İttifakının oluşturduğu kadro, diğer yanda da arkasına oldukça güçlü halk desteğini almış olarak kayyımla rol almış CHP’ye karşı çıkan Özgür Özel grubunun temsil ettiği kadro yer almaktadır. Tarafların genel politikalarına bir göz atıldığında, her iki tarafın da kurguladıkları politikaların halkın genel ekonomik dertleriyle ilgili olmayıp, yüzeysel genel görüntüleri ile siyasi nitelikli olduğu gibi bir intiba alınmaktadır. Nitekim her iki cephedeki programda da, eylemlerde de ne halkın ekonomik durumu, ne sağlık sorunu, ne memleketteki hukuk sorunu, daha doğrusu hukuksuzluk, ne dünyada yaşanan olağanüstü hızla değişen sistem karşısında içeride eğitimin çöküşü, hatta ne de sporda yaşanan hezimet söz konusu uygun sırayı alabilmektedir. Kısacası, karşılıklı konumlanan her iki cephe de halkın temel sorunlarına eğilmeden, ya da hiç değilse bunlardan en acil olanlara bir çare üretmek yerine, görünürde havanda su döverek günlük adi siyaset diyebileceğimiz kör tartışmayı sürdürmektedir.
İlk bakışta soyut düzlemde karşımızda duran tablo bu olmakla beraber, sürecin soyut arka planı irdelendiğinde, ilk planda görünen somut durumun vazgeçilmez gereklilik olarak, özellikle ikinci grubun mücadelesinin, bazı ihtirazı kayıtlar ve ilavelerle, aslında halkın yanında olduğu anlaşılır. Şöyle ki, her iki grup da görünürde siyasi konuda, hatta hemen hemen tek bir konuda yoğunlaşmış olmakla beraber, meseleye dikkatlice bakıldığında, toplumun gözüne sokulurcasına işlenen söz konusu siyasi konunun tüm toplumsal sorunlarının anahtarını teşkil ettiği anlaşılır. Şöyle ki, bugün........
