Bütünü görmemek akıl körlüğüdür
ABD’nin İran’a saldırısı, bir savaş sebebidir. Evet de, acaba ABD İran ile mi savaşıyor, yani ABD gerçekten salt İsrail’in sürüklemesi ile mi İran’a saldırıyor. Sanırım bu soru tüm değerli okurlarımızın zihnini kurcalıyordur. Benim ihtisas alanım olmadığı için, sizlerin ve aktarım yapacağım değerli meslektaşımın izni ile bu yazıyı, büyük bölümü itibarıyla aktarım şeklinde gerçekleştireceğim. Yazısından aktarım yapacağım değerli meslektaşım Sayın Gülse Gül’e aydınlatıcı yazısı işin de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.
Efendim, mesele şöyle: Görünen tabloda ABD durduk yere, görünüş olarak en güçlü olasılıkla İsrail’in dürtüleriyle İran’a saldırdı, hatta açıkça tek bir saldırıyı aşarcasına bayağı İran’a savaş açtı. Bunun üzerine ABD’de parlamento hareketlendi, muhtemelen büyük ekseriyeti muhalif partiden olan parlamenterlerin bir kısmı gerek Birleşmiş Milletler Yasası’nın ilgili maddelerine dayanarak, gerek ABD Anayasası’na dayanarak Başkan Trump’ın yetkilerini kısıtlamaya kalktı. Ancak, ilk bakışta fevkalade haklı görülebilecek bu öneri reddedildi ve Trump’ın önü açılmış oldu. Öyle görülüyor ki, bu olay her sefer Trump’a atfedilen çılgınlıkla fazla ilgili değil, bir görünür gerekçe kullanılarak aslında çok daha büyük bir hedef amaçlanmaktadır. Bu tabloyu tamamlayabilmek için Trump’ın Venezuela Başkanı Nicolas Maduro’yu derdest etmesini de pakete ilave etmemiz gerekmektedir.
Günümüzün komplike sanayi yapısı ve savaş teknolojisi girdi olarak yakıta dayanmaktadır. Her şeyin omurilik cevherini yakıt oluşturunca, damarlarda dolaşan kan misali, yakıta ulaşamayan bir ekonominin teknoloji düzeyi de fazla bir kuvve-i harbiye ifade edememektedir. Ortadoğu’nun ve yakıt deposu olarak görülebilen........
